• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/halilakpinar
  • https://api.whatsapp.com/send?phone=+905056611119
  • https://www.twitter.com/halilakpinar
  • https://www.instagram.com/halilakpinar1453
  • https://www.youtube.com/channel/UCz-evvQhDvbJLw5bg_A8P1Q
Custom Search
Üyelik Girişi
MUHTEVA
Site Haritası

Alexa

ODTÜ kampüsündeki ecinniler

ODTÜ kampüsündeki ecinniler

Biz bu tabloları 50 yıl önce de yaşamıştık. 27 Mayıs 1960 arifesinde CHP'nin işbirliği ile öğrenci hareketleri başlatılmıştı. 28 Nisan 1960'ta başlatılan olaylar 27 Mayıs darbesiyle 'taçlandırılmıştı'.

Olayların fitili 28 Nisan günü ateşlenmişti. Bahanesi ise TBMM bünyesinde kurulan "Tahkikat Komisyonu" idi. Bu komisyon CHP'nin geçmişteki yolsuzluklarını araştıracaktı.

Ben o sırada İ.Ü. Hukuk Fakültesi'nde öğrenciydim. Birinci sınıf... İlk dersimiz Medeni Hukuk. Hocası Hıfzı Veldet Velidedeoğlu... Hoca sınıfa girdi. Bir süre bakışlarını 1000 kişilik amfideki öğrencilerin üzerinde gezindirdi. Ve nihayet "Arkadaşlar, Tahkikat Komisyonu'nun faaliyete geçtiği böyle bir günde ders vermeyi içime sindiremiyorum" dedi ve kürsünün arkasındaki hocalara mahsus kapıdan çıktı. Hoca sınıfı terk eder etmez, aniden nerden çıktığını fark edemediğimiz, son sınıftan Nuri Yazıcı olarak bildiğimiz bir öğrenci ve birkaç arkadaşı kürsünün etrafında peydahlandılar. Nuri kürsüye fırladı ve Namık Kemal'in "Hürriyet Kasidesi"ni okumaya başladı. O, okumasını bitirince bir başkası mikrofona uzandı: "Arkadaşlar Rektörümüzü (Sıddık Sami Onar) alnından yaralamışlar" diye bir haber uçurdu. Kim olduğunu bilmediğimiz üçüncü bir kişi bu kez mikrofonu ele geçirdi: "Arkadaşlar, bütün öğrenciler olayı protesto etmek için arka bahçede toplandılar, sizi de arka bahçeye davet ediyorum" dedi. Sıralardan birkaç kişi "hurra!" nidalarıyla amfinin kapısına koşuşturdular. Şimdiden geriye baktığımızda anlaşılıyor ki, bunlar da provokatörlerdi... Sınıf kargaşa halinde arka bahçeye seğirtti. O sırada üç beş tane atlı polis kütüphane ile yemekhane arasındaki taş zemin üzerinde atlarını koşturdular. Ana binadan silah sesleri işitildi. Mermer sütunlardan birinden seken bir polis kurşunu Turan Emeksiz'i yaralamış veya öldürmüş lafları işitildi.

Biraz sonra bahçedeki öğrenciler bağırıp çağırarak Beyazıt Meydanı'na çıktı. Belli bir kargaşa hüküm sürüyor, kimin ne yaptığı, ne yapmak istediği belli olmuyordu. Öğrenciler veya öğrenci kılıklı birileri oradan oraya kümeler halinde koşuşturuyordu. Ben bu hengâmeyi, o sırada Belediye Kütüphanesi olarak kullanılan eski tarihi binanın sahanlığında bir süre seyrettikten sonra Eyüp'teki evimize gittim. Saat 17:00 haberlerinde de radyodan "Örfi İdare (sıkıyönetim)" ilan edildiğini öğrendik. Üniversite 1 ay süreyle tatil edilmişti.

Bu olaydan sonra ne zaman bir öğrenci kampüsünde öğrenci hareketi görsem kuşkuyla bakarım.

Çoğu kez de kuşkularımın yerinde olduğu ortaya çıkar.

Son ODTÜ kampüsündeki öğrenci olayında da aynı kuşkulu tabloları seyrettik. Elbette TV ekranlarından... Yüzlerini örtmeye çalışmış "öğrenciler", taş atanlar, molotof kokteyli fırlatanlar, çöp konteynırlarını devirip sürüklemeye çalışanlar... İnsan bunları gördükçe bu işlerin protestoyla ne alakası var, diye düşünüyor. Gerçekten ne alakası var?

Bu güruhun neyi protesto ettiğini, ne istediğini bir tek kelimeyle olsun anlayan var mı?

Ben anlayabilmiş değilim.

Birileri bu olayı sahiplenme adına "ODTÜ'nün dünya üniversiteleri arasında en saygın ilk 100 üniversitesi içinde" yer aldığını ifade ediyor. ODTÜ'nün saygın üniversite olması, bu saygınlığını şiddete tahvil etmesine meşruiyet zemini mi sağlar demek istiyorlar? Böyle bir anlayış mı olur?

Nitekim aklı başında rektörler söz konusu şiddet olaylarını tasvip etmediğini açıkladı.

Üniversitelerdeki her öğrenci olayı veya kargaşası, bende, o uğursuz 28 Nisan olaylarını ve o olayla başlayan süreci anımsatıyor.

Ellerinde taş veya molotof kokteyli, yüzleri maskeli karanlık siluetlerin üniversite kampuslarındaki koşuşturmacaları ve ortalıktaki yangın manzaraları bana bir kâbus yaşıyormuşum duygusunu veriyor. Hele de fiilen hayalet görüntüleriyle ne idüğü belirsiz gölgelerin ortalıkta fink atışı... Dostoyevski'nin Ecinniler romanından fırlamış nihilist hortlaklar... Onlardan bazıları salt rezalet çıkarmak için nezih bir toplantı ortamında elleri üzerinde amuda kalkıp yürümeye çabalardı; öyle münasebetsiz tipler... Onlar zihnimde canlanıyor... Kampüsteki alev öbekleri arasında...

http://yenisafak.com.tr/yazarlar/RasimOzdenoren/odtu-kampusundeki-ecinniler/35580


Yorumlar - Yorum Yaz
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam43
Toplam Ziyaret3360333
NAMAZ VAKİTLERİ

SAYFAMIZI BEĞENİN
VİDEOLAR
Hava Durumu
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar8.61828.6528
Euro10.300010.3413
Takvim