• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/halilakpinar
  • https://api.whatsapp.com/send?phone=+905056611119
  • https://www.twitter.com/halilakpinar
  • https://www.instagram.com/halilakpinar1453
  • https://www.youtube.com/channel/UCz-evvQhDvbJLw5bg_A8P1Q
Üyelik Girişi
MUHTEVA
Site Haritası

Alexa

Custom Search

ÇANAKKALE ZAFERİ 18 MART PROGRAMI

18 Mart Çanakkale Zaferi 2022 Programı ile ilgili şiir örnekleri! Kısa, uzun, 2, 3 ve 4 kıtalık Çanakkale şiirleri

18 Mart Çanakkale Zaferi ile ilgili şiir örnekleri haberimizde. Çanakkale Zaferi'nin yıldönümü nedeniyle tüm yurt coşkuyla kutlamalara tek yürek oluyor. İlkokul, ortaokul ve lise öğrencileri ise 2, 3 ve 4 kıtalık Çanakkale Zaferi şiir örnekleri için araştırmalarına başladı. Sen de haberimizde yer alan 18 Mart Çanakkale Zaferi şiirleri ile paylaşım yaparak arkadaşlarına coşku ve heyecan yaşatabilirsin. İşte, en güzel Kısa, uzun, 2, 3 ve 4 kıtalık Çanakkale şiirleri!

ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNE

Şu Boğaz Harbi nedir? Var mı ki dünyâda eşi?
En kesîf orduların yükleniyor dördü beşi,
-Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya-
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!
Nerde -gösterdiği vahşetle- "bu: bir Avrupalı! "
Dedirir -yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!

 

Eski Dünyâ, Yeni Dünyâ, bütün akvâm-ı beşer,
Kaynıyor kum gibi, tûfan gibi, mahşer mahşer.
Yedi iklîmi cihânın duruyor karşına da,
Ostralya'yla berâber bakıyorsun: Kanada!
Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk;
Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.
Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ...
Hani, tâ'ûna da züldür bu rezîl istîlâ!
Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-i asîl,
Ne kadar gözdesi mevcûd ise, hakkıyle sefîl,
Kustu Mehmedciğin aylarca durup karşısına;
Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.
Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz...
Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz.
Sonra mel'undaki tahrîbe müvekkel esbâb,
Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb.

 

Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı;
Beriden zelzeleler kaldırıyor a'mâkı;
Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;
Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam,
Atılan her lağamın yaktığı: Yüzlerce adam.
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer;
O ne müdhiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer...
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,
Boşanır sırtlara, vâdîlere, sağnak sağnak.
Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller,
Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller.
Veriyor yangını, durmuş da açık sînelere,
Sürü hâlinde gezerken sayısız tayyâre.
Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermîler...
Kahraman orduyu seyret ki bu tehdîde güler!
Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;
Alınır kal'â mı göğsündeki kat kat îman?
Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrına râm?
Çünkü te'sis-i İlâhî o metîn istihkâm.

 

Sarılır, indirilir mevki'-i müstahkemler,
Beşerin azmini tevkîf edemez sun'-i beşer;
Bu göğüslerse Hudâ'nın ebedî serhaddi;
"O benim sun'-i bedî'im, onu çiğnetme" dedi.
Âsım'ın nesli...diyordum ya...nesilmiş gerçek:
İşte çiğnetmedi nâmûsunu, çiğnetmeyecek.

 

Şühedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...
O, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar,
Yaralanmış tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!

 

Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker!
Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhîd'i...
Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
"Gömelim gel seni târîhe" desem, sığmazsın.
Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb...
Seni ancak ebediyyetler eder istîâb.
"Bu, taşındır" diyerek Kâ'be'yi diksem başına;
Rûhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;
Sonra gök kubbeyi alsam da, ridâ namıyle,
Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmıyle;
Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan, (4)
Yedi kandilli Süreyyâ'yı uzatsam oradan;
Sen bu âvîzenin altında, bürünmüş kanına,
Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına,
Türbedârın gibi tâ fecre kadar bekletsem;
Gündüzün fecr ile âvîzeni lebriz etsem;
Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...
Yine bir şey yapabildim diyemem hâtırana.

 

Sen ki, son ehl-i salîbin kırarak savletini,
Şarkın en sevgili sultânı Salâhaddîn'i,
Kılıç Arslan gibi iclâline ettin hayran...
Sen ki, İslâm'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,
O demir çenberi göğsünde kırıp parçaladın;
Sen ki, rûhunla beraber gezer ecrâmı adın;
Sen ki, a'sâra gömülsen taşacaksın...Heyhât,
Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât…

 

Ey şehîd oğlu şehîd, isteme benden makber,
Sana âgûşunu açmış duruyor Peygamber.

MEHMET AKİF ERSOY


İŞTE BU BAYRAK

Malazgirt'te Alpaslan'ın dilinde,
Surlarda Ulubatlı'nın elinde,
Çanakkale cihadının yılında;
Zemin kan kırmızı, ayyıldızı ak,
O mübarek bayrak, işte bu bayrak!

Rasül'ün övgüsünü kazanmıtı,
Düşmanlarımız kahrıyla yanmıştı,
Viyana önlerine dayanmıştı;
Zemin kan kırmızı, ayyıldızı ak,
O mübarek bayrak, işte bu bayrak!

Gelibolu'dan Ankara'ya baktı,
Kocatepelerden İzmir'e aktı.
Aşkıyla milleti ısıtıp yaktı;
Zemin kan kırmızı, ayyıldızı ak,
O mübarek bayrak, işte bu bayrak!

Kafkaslar'da bizi kaldırdı şaha,
Yemen çöllerinde sığınak vaha,
Gönderlerinden hiç inmedi daha;
Zemin kan kırmızı, ayyıldızı ak,
O mübarek bayrak, işte bu bayrak!

Destanlar yazıldı zalime karşı,
Mazlumun duası kapladı arşı,
Uğruna yazıldı istiklal marşı;
Zemin kan kırmızı, ayyıldızı ak,
O mübarek bayrak, işte bu bayrak!

Peygamber kabrinde sadık muhafız
Bayraktan alırdı mücahitler hız,
Unutana yine hatırlatırız;
Zemin kan kırmızı, ayyıldızı ak,
O mübarek bayrak, işte bu bayrak!

(İstanbul:27.03.2005)

Ekrem Şama

 

Biz,kısık sesleriz...minareleri,
Sen,ezansız bırakma Allahım!
Ya çağır şurda bal yapanlarını,
Ya kovansız bırakma Allahım!
Mahyasızdır minareler...göğü de,
Kehkeşansız bırakma Allahım!
Müslümanlıkla yoğrulan yurdu,
Müslümansız bırakma Allahım!
Bize güç ver...cihad meydanını,
Pehlivansız bırakma Allahım!
Kahraman bekleyen yığınlarını,
Kahramansız bırakma Allah'ım!
Bilelim hasma karşı koymasını,
Bizi cansız bırakma Allah'ım!
Yarının yollarında yılları da,
Ramazansız bırakma Allah'ım!
Ya dağıt kimsesiz kalan sürünü,
Ya çobansız bırakma Allah'ım!
Bizi sen sevgisiz,susuz,havasız;
Ve vatansız bırakma Allah'ım!
Müslümanlıkla yoğrulan yurdu,
Müslümansız bırakma Allah'ım!

Arif Nihat Asya

Bu vatan toprağın kara bağrında
Sıradağlar gibi duranlarındır,
Bir tarih boyunca onun uğrunda
Kendini tarihe verenlerindir.

Tutuşup kül olan ocaklarından,
Şahlanıp köpüren ırmaklarından,
Hudutlarda gaza bayraklarından
Alnına ışıklar vuranlarındır.

Ardına bakmadan yollara düşen,
Şimşek gibi çakan, sel gibi coşan,
Huduttan hududa yol bulup koşan,
Cepheden cepheyi soranlarındır.

İleri atılıp sellercesine
Göğsünden vurulup tam ercesine,
Bir gül bahçesine girercesine
Şu kara toprağa girenlerindir.

Tarihin dilinden düşmez bu destan,
Nehirler gazidir, dağlar kahraman,
Her taşı yakut olan bu vatan
Can verme sırrına erenlerindir.

Gökyay'ım ne yazsan ziyade değil,
Bu sevgi bir kuru ifade değil,
Sencileyin hasmı rüyada değil,
Topun namlusundan görenlerindir.

Orhan Şaik Gökyay

Elimde tüfenk, gönlümde iman,
Dileğim iki: Din ile vatan...
Ocağım ordu, büyüğüm Sultan,
Sultan'a imdâd eyle Yârabbi!
Ömrünü müzdâd eyle Yârabbi!

Yolumuz gaza, sonu şehâdet,
Dinimiz ister sıdk ile hizmet,
Anamız vatan, babamız millet,
Vatanı ma'mur eyle Yârabbi!
Milleti mesrur eyle Yârabbi!

Sancağım tevhid, bayrağım hilâl,
Birisi yeşil, ötekisi al,
İslâm'a acı, düşmandan öc al,
İslâm'ı âbâd eyle Yârabbi!
Düşmanı berbâd eyle Yârabbi!

Kumandan, zabit, babalarımız.
Çavuş, onbaşı, ağalarımız.
Sıra ve saygı, yasalarımız.
Orduyu düzgün eyle Yârabbi!
Sancağı üstün eyle Yârabbi!

Cenk meydanında nice koç yiğid,
Din ve yurd için oldular şehid,
Ocağı tütsün, sönmesin ümid,
Şehidi mahzun etme Yârabbi!
Soyunu zebun etme Yârabbi!

Ziya Gökalp

Ben en hakîr bir insanı kardeş sayan bir rûhum;
Bende esîr yaratmayan bir Tanrı'ya îman var;
Paçavralar altındaki yoksul beni yaralar;

Mazlumların intikamı olmak için doğmuşum.
Volkan söner, lâkin benim alevlerim eksilmez;
Bora geçer, lâkin benim köpüklerim kesilmez.

Bırak beni haykırayım, susarsam sen mâtem et;
Unutma ki şâirleri haykırmayan bir millet,
Sevenleri toprak olmuş öksüz çocuk gibidir;

Zaman ona kan damlayan dişlerini gösterir,
Bu zavallı sürü için ne merhamet, ne hukuk;
Yalnız bir sert bakışlı göz, yalnız ağır bir yumruk! ..

Mehmet Emin Yurdakul

Şehitler tepesi boş değil,
Biri var bekliyor.
Ve bir göğüs, nefes almak için;
Rüzgar bekliyor.
Türbesi yakışmış bu kutlu tepeye;
Yattığı toprak belli,
Tuttuğu bayrak belli,
Kim demiş meçhul asker diye?

Destanını yapmış, kasideye kanmış.
Bir el ki; ahretten uzanmış,
Edeple gelip birer birer öpsün diye fâniler!
Öpelim temizse dudaklarımız,
Fakat basmasın toprağa temiz değilse ayaklarımız.
Rüzgarını kesmesin gövdeler
Sesinden yüksek çıkmasın nutuklar, kasîdeler.

Geri gitsin alkışlar geri,
Geri gitsin ellerin yapma çiçekleri!
Ona oğullardan, analardan dilekler yeter,
Yazın sarı, kışın beyaz çiçekler yeter!
Söyledi söyleyenler demin,
Gel süngülü yiğit alkışlasınlar
Şimdi sen söyle, söz senin.

Şehitler tepesi boş değil,
Toprağını kahramanlar bekliyor!
Ve bir bayrak dalgalanmak için;
Rüzgar bekliyor!
Destanı öksüz, sükûtu derin meçhul askerin;
Türbesi yakışmış bu kutlu tepeye
Yattığı toprak belli,
Tuttuğu bayrak belli,
Kim demiş meçhul asker diye? ...

Arif Nihat Asya

ÇANAKKALE’M

Yedi düvel ortaklaşa bir oldu,

Ne var ne yok, Çanakkale’ye doldu.

Sandılar köpeksiz köy var orada,

Sınadılar gücümüzü deniz, hava, karadan.

Bizi yalnız bırakır mı hepimizi yaradan?

Kars, Sarıkamış, Çanakkale, Gelibolu;

Tarihimiz hep zaferlerle dolu.

Kırılsa da Mehmetçiğin kanadı, kolu…

Yolumuz hep istiklal yolu!

***

ÇANAKKALE GEÇİLMEZ

Gelmeyin ey düşmanlar

Çanakkale geçilmez

Bekler nice kahramanlar

Çanakkale geçilmez

18 mart zaferini

Herkes tanır Türk askerini

Ölür de vermez vatanını

Çanakkale geçilmez.


ÇANAKKALE TÜRKÜSÜ

 

Çanakkale içinde aynalı çarşı

Ana ben gidiyom düşmana karşı, off, gençliğim eyvah!

Çanakkale içinde bir uzun selvi

Kimimiz nişanlı, kimimiz evli, off, gençliğim eyvah!

Çanakkale içinde bir kırık testi

Analar babalar ümidi kesti, off, gençliğim eyvah!

Çanakkale üstünü duman bürüdü

On üçüncü fırka harbe yürüdü, off, gençliğim eyvah!

Çanakkale elinde toplar kuruldu

Vay bizim uşaklar orda vuruldu, off, gençliğim eyvah!

Çanakkale köprüsü dardır geçilmez

Al kan olmuş suları bir tas içilmez, off, gençliğim eyvah!

Çanakkale'den çıktım yan basa basa

Ciğerlerim çürüdü kan kusa kusa, off, gençliğim eyvah!

Çanakkale'den çıktım başım selamet

Anafarta'ya varmadan koptu kıyamet, off, gençliğim eyvah!

Çanakkale içinde vurdular beni

Ölmeden mezara koydular beni, off, gençliğim eyvah!

Çanakkale içinde sıra söğütler

Altında yatıyor aslan yiğitler, off, gençliğim eyvah![2]

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

ELEDİM ELEDİM

 

Eledim Eledim Höllük Eledim

 

Eledim eledim höllük eledim
Aynalı beşikte canan bebek beledim

 

Büyüttüm besledim asker eyledim
Gitti de gelmedi canan buna ne çare

(Yandı ciğerim canan buna ne çare)

 

Bir güzel simadır aklımı alan
Âşkın sevdasını canan serime salan

 

Bizi kınamasın ehl-i din olan
Yandı ciğerim canan buna ne çare

(Gitti de gelmedi canan buna ne çare)

 

Her Şehidin Ardından

 

Kader yazıldı
Kınam yakıldı
Canlar verildi
Bu vatan borcu
Sana elveda diyemedim ki
Sadece bu yakar içimi

Her şehit in ardından bir türkü söylenirmiş anne
Sen de benim ardımdan bir türkü söyle,
Ağlama anne gidiyorum ben

Kader yazıldı
Kınam yakıldı
Canlar verildi
Bu vatan borcu
Sana elveda diyemedim ki
Sadece bu yakar içimi

Her şehit in ardından bir türkü söylenirmiş anne
Sen de benim ardımdan bir türkü söyle,
Ağlama anne gidiyorum ben

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

HEY ONBEŞLİ

Hey on beşli on beşli,
Tokat yolları taşlı
On beşliler gidiyor
Yârimin gözü yaşlı

Aslan yârim kız senin adın Hediye,
Ben dolandım sen de dolan gel geriye,
Fistan aldım endazesi on yediye.

Giderim elinizden,
Kurtulam dilinizden.
Yeşilbaş ördek olsam,
Su içmem gölünüzden.

Aslan yârim kız senin adın Hediye,
Ben dolandım sen de dolan gel geriye,
Fistan aldım endazesi on yediye.

Gidiyom gidemiyom,
Sevdim terk edemiyom.
Sevdiğim pek gönüllü,
Gönlünü edemiyom.

Aslan yârim kız senin adın Hediye,
Ben dolandım sen de dolan gel geriye,
Fistan aldım endazesi on yediye.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

ŞU KIŞLANIN KAPISINA

Şu kışlanın kapısına mail oldum yapısına
Şu kışlanın kapısına mail oldum yapısına
Telli kurban bağlayayım asker yârin kapısına
Telli kurban bağlayayım asker yârin kapısına

Yüce dağlar olmasaydı laleleri solmasaydı
Ölüm Allah’ın emri de şu ayrılık olmasaydı
Karlı dağlar olmasaydı laleleri solmasaydı
Ölüm Allah’ın emri de şu ayrılık olmasaydı

Kara kazan kaynamasın atım cirit oynamasın
Kara kazan kaynamasın atım cirit oynamasın
İki sene asker oldum nazlı yârim ağlamasın
İki sene asker oldum nazlı yârim ağlamasın

Yüce dağlar olmasaydı laleleri solmasaydı
Ölüm Allah’ın emri de şu ayrılık olmasaydı
Karlı dağlar olmasaydı laleleri solmasaydı
Ölüm Allah’ın emri de şu ayrılık olmasaydı

Karlı dağlar olmasaydı laleleri solmasaydı
Ölüm Allah’ın emri de...

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam232
Toplam Ziyaret3472894
NAMAZ VAKİTLERİ

SAYFAMIZI BEĞENİN
VİDEOLAR
Hava Durumu
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar15.913815.9775
Euro16.836516.9040
Takvim