• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/halilakpinar
  • https://api.whatsapp.com/send?phone=+905056611119
  • https://www.twitter.com/halilakpinar
  • https://www.instagram.com/halilakpinar1453
  • https://www.youtube.com/channel/UCz-evvQhDvbJLw5bg_A8P1Q
Üyelik Girişi
MUHTEVA
Site Haritası

Alexa

Custom Search

10.SINIF TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI DERS NOTLARI (ÜNİTELER)


10.SINIF TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI DERS NOTLARI

Divan Şiiri ve Özellikleri

·         İslamiyet’in etkisiyle Türk edebiyatında gelişen bir dönemdir.

·         Arap ve Fars edebiyatının etkisiyle gelişmiştir.

·         Divan edebiyatında şiir düzyazıdan daha önemlidir.

·         Divan edebiyatı ismini, şairlerin şiirlerini topladığı “divan” adı verilen eserden alır.

·         Bu edebiyat için kullanılan diğer isim klasik Türk edebiyatıdır.

·         13. yüzyıl ile 19. yüzyıllar arasında yaygın olarak kullanılmıştır.

·         Divan şiirinin kurucusu veya ilk şairi Hoca Dehhani olarak bilinir.

·         Aruz ölçüsünün kullanıldığı bu dönemde “Sanat için sanat” ilkesi benimsenmiştir.

·         Nazım birimi beyit olmakla birlikte dörtlük nazım birimi de kullanılmıştır.

·         Tam ve zengin kafiyeye sıkça yer verilmiştir.

·         Süslü, sanatlı bir dil kullanmak için Arapça, Farsça sözcüklere sıkça yer vermişlerdir.

·         Dil son derece ağır olup söz sanatları çokça kullanılmıştır.

·         Az da olsa toplumsal konulara da yer verilmiştir. Ancak genel olarak bireysel konular işlenmiştir.

ÖNEMLİ: Mazmun: Divan edebiyatındaki kalıplaşmış sözlerdir. Bu sözler bütün şairler için aynı şeyi ifade eder.

Gül; sevgili

Bülbül; aşık

Kirpik; ok

Gamze; bakış vb… 

 

Gazel Nazım Biçiminin Özellikleri

Aşk, tabiat, sevgi, özlem, aşkın verdiği ıstırap gibi duyguların belli kalıplar içerisinde şiire dökülmesine gazel denir.

1.       Arap edebiyatında ortaya çıkmış, Türk edebiyatında ise ilk kez Anadolu Selçukluları döneminde kullanılmıştır.

2.       İlk yıllarda Arap ve İran etkisi olsa da daha sonra kendine has gazeller kaleme alınmaya başlanmıştır.

3.       Gazel, divan şiirinde en çok sevilen ve kullanılan nazım biçimlerinden biridir.

4.       Konusunun lirik olması ve beyit sayısının az olması bu nazım biçimini en çok kullanılan biçimlerden biri haline getirmiştir.

5.       Fuzuli, Baki, Şeyhülislam Yahya, Nabi, Nedim ve Şeyh Galip bu türün en önemli şairleridir.

6.       Beyit sayısı en az 5 en fazla 15 beyittir.

7.       Kafiye şeması aa, ba, ca, da, ea …. şeklindedir.

8.       Gazelin ilk beytine matla, son beytine makta, en güzel beytine beytü’l gazel veya şah beyit denir.

9.       Bir gazelin bütün beyitleri aynı söyleyiş güzelliğine sahipse bu şiire yek-ahenk, bütün beyitleri aynı konuyu işliyorsa bu gazellere de yek-avaz gazel denir.

10.   Gazellerde sanatlı ve süslü bir söyleyiş vardır.

11.   Mazmun adı verilen kalıplaşmış sözlerle birlikte soyut ifadelere yer verilir.

Konularına Göre Gazeller

1. Âşıkane gazel: Aşktan duyulan mutluluğu, sevgilinin güzelliğini,  aşkın verdiği ıstırabı, acıyı işleyen gazellerdir. Fuzuli, bu türün en başarılı sanatçılarıdır.

2. Rindane gazel: Hayata karşı ilgisizlik, dünyanın gelip geçiciliği, yaşamdan zevk alınması gerektiğini ifade eden gazellerdir. En önemli temsilcisi Baki’dir.

3. Şûhane gazel: Aşkın güzelliğini ve kadını anlatan gazellerdir. Eğlence şiiri olarak adlandırılır. En önemli temsilcisi Lale Devri şairi Nedim’dir.

4. Hikemî gazel: Özdeyiş niteliğindeki sözlerden oluşan öğretici (didaktik) gazellere denir. Bu türün en önemli temsilcisi Nabi’dir.

Ahmedi (1334 – 1413)

Asıl adı Taceddin İbrahim olan şair, 14. yüzyıl edebiyatında en çok eser veren sanatçıdır.

Divan edebiyatının kurulup yaygınlaşmasında büyük katkıları olmuştur.

Şair, tıp, matematik ve İslami ilimlerde son derece iyi bir eğitim almıştır.

Kaside ve gazelleriyle bilinse de birçok konuda eserler kaleme almıştır.

Türkçeyi son derece iyi kullanan sanatçı aruz ölçüsüne ve Divan şiiri tekniğine son derece hakimdir. 

Eserleri:

Divan:  (8.000 beyti aşmaktadır.)

İskendername: (8250 beyit)

Cemşid ü Hurşit: (5.000 beyit)

Tervihü’l-Ervah

Mirkatü’l Edeb 

 

Baki (1526 – 1600)

16. yüzyıl Divan şiirinin en önemli şairlerinden biridir. Hocası Mehmet Efendi için kaleme aldığı “Sümbül Kasidesi” ile tanınmaya başladı. Gazel şairi olarak tanındı. Şiirlerinde tasavvufi değil, beşeri aşka önem verdi. Biçim açısından kusursuz şiirler yazdı. Duru ve temiz bir Türkçe kullandı. 

* Divan edebiyatının “Sultanu’ş Şuara’ (şairler sultanı) unvanına sahip şairidir.

* Çok iyi bir eğitim görmüş müderris olmuş ama hayalindeki Şeyh-ül İslamlığa ulaşamamıştır.

* Şiirlerinde sözcük kullanımında bir kuyumcu titizliğiyle hareket etmiştir.

* Mesnevi nazım biçimini hiç kullanmamıştır.

* Tasavvufla hiç ilgilenmemiştir.

* Kanuni’nin ölümü üzerine yazdığı “Kanuni Mersiyesi” önemlidir.

Kanuni MersiyesiŞairin, Kanuni’nin ölümünden duyduğu üzüntüyü dile getiren bir şiiridir.

* Fezail-i Mekke: Mekke’nin faziletlerinin anlatıldığı, çeviri bir yapıttır. 

Önemli: Kanuni Mersiyesi; Terkib-i bent biçiminde yazılmıştır.

 

Kaside Nazım Biçiminin Özellikleri

1.       Divan şiirinde din ve devlet büyüklerini övmek amacıyla yazılan şiirlerdir.

2.       Kasidelerin beyit sayısı 31-33 ile 99 arasında değişir.

3.       Kasideler Arap edebiyatında ortaya çıkmış; oradan İran edebiyatına, İran edebiyatından da Türk edebiyatına geçmiştir.

4.       Türk edebiyatında ilk örnekleri 13. yüzyılda görülür.

5.       Kasideler kendi içinde birbirinden farklı bölümlerden oluşur.

6.       Bu nazım biçiminin en önemli temsilcisi 17. yüzyıl şairi Nefi’dir.

7.       Gazelde olduğu gibi ilk beytine matla, son beytine de makta denir. En güzel beytine ise beytü’l kasid denir. Şairin adının geçtiği beyte ise taç beyit denir.

8.       Kasidelerin kafiye düzeni aa, ba, ca, da, ea… şeklindedir.

9.       Aruzun her kalıbıyla yazılabilir. İlk beyitte kullanılan aruz kalıbı diğer beyitlerde de aynı şekilde kullanılır.

10.   Kasideler işledikleri konulara ve rediflerine göre isimlendirilirler.

Konularına Göre Kasideler

·         Tevhid: Allah’ın birliği anlatılır.

·         Münacaat: Allah’a yalvarıp yakarmayı konu edinir.

·         Naat: Peygamber Efendimizin övüldüğü bölümdür.

·         Hicviye: Toplumun aksayan yönlerini ve önde gelenlerini eleştirmek amacıyla yazılan şiirlerdir.

·         Methiye: Kasidelerin asıl konusunun işlendiği bölüm olup sunulan kişinin övüldüğü bölümdür.

·         Fahriye: Şairin kendi sanatını övdüğü bölümdür.

Kasidenin Bölümleri

Nesib (Teşbib): Giriş bölümüdür. Kasideler bu bölümde ele alınan konuya göre adlandırılır. Bazı kasideler ise tekrarlanan son sözcüğe göre adlandırılırlar. Örnek: Su kasidesi gibi.

Girizgâh: Asıl konuya geçiş bölümü olup birkaç beyitten oluşur.

Methiye: Asıl bölümdür. Dönemin önde gelen kişilerini övmek amacı taşır. Padişah gibi…

Tegazzül: Kaside içinde gazel yazma bölümüdür. Kasidenin ölçüsüne ve uyağına göre araya sıkıştırılan gazel parçasıdır.

Fahriye: Abartılı bir dil kullanarak şair, kendi sanatının büyüklüğünü anlatmaya çalışır. Şairin kendini övdüğü bölümdür.

Dua: Şairin, kasideyi yazdığı kişi ve kendisi için Allah’tan yardım ve şefaat dilediği bölümdür.

 

Fuzuli (1495 – 1556) 

  • 16. yüzyıl divan şiirinin en güçlü kalemlerindendir. Bağda’ta doğmuş ve yine burada vefat etmiştir.
  • Sadece kendi döneminin değil sonraki dönemlerde de derin izler bırakan eserlere imza atmıştır.
  • Divan şiirinin en büyük şairi olarak kabul edilir.
  • İyi bir eğitim almış, eserlerinde dini lirizmi son derece iyi kullanmıştır. Arapça ve Farsçayı son derece iyi bilen şair, şiirlerinde Azeri Türkçesini kullanmıştır.
  • “İlimsiz şiir, temeli olmayan bir duvara benzer.” sözüyle şiirle ilgili görüşlerini beyan etmiştir. Şiirlerinde en çok aşk, ayrılık gibi konuları işlemiş ve döneminin derd ü cefa şairi olarak tanınmıştır.
  • Şiirlerinde beşeri aşktan ilahi aşka yönelen platonik bir aşk anlayışı vardır. “Aşıkane gazel” türünün en büyük şairi olarak kabul edilir.
  • Gazel ve mesnevilerinde daha anlaşılır bir dil kullanırken kasidelerinde son derece ağır ve söz sanatlarıyla yüklü bir dil kullanmıştır. Şiir ve düzyazı şeklinde birçok eser kaleme almıştır.
  • Fuzuli’nin başyapıtı beşeri aşktan ilahi aşka yönelen bir anlayışla kaleme aldığı Leyla ile Mecnun mesnevisidir. Hamse (beş mesnevi) sahibi şairlerimizdendir. 

Eserleri:

Arapça, Farsça, Türkçe Divan

Leyla ile Mecnun, Beng ü Bade,

Sohbetü’l Esmar,

Hadikatü’s Süeda

Heft-cam (Sakiname)

Sıhhat u Maraz,

Rind ü Zahid

Enisü’l Kalb 

Şarkı Nazım Biçiminin Özellikleri

1. Divan şiirinde Türkler tarafından kazandırılan bir nazım biçimidir. (Tuyuğ ve Şarkı)

2. Genellikle 4 dizelik benlerden oluşmakta ve bestelenmeye uygun bir şekilde yazılmaktadır.

3. “Meyan” adı verilen 3. dize anlam bakımından şarkının en yoğun mısrasıdır.

4. Şarkının dördüncü dizesine “nakarat” denir. Bestelenmek amacıyla yazılan murabbalar da şarkı olarak kabul edilir.

5. Aşk, sevgili, eğlence, kadın, ayrılık gibi konular işlenmektedir

6. Bu türün ilk örneklerini Naili verse de en önemli temsilcisi Lale Devri sanatçısı Nedim’dir. Şeyh Galip, Enderunlu Fazıl, Enderunlu Vasıf gibi şairler de bu türü kullanmışlardır.

7. Kafiye düzeni aaaa-bbba-ccca, abab-cccb-dddb veya axax-bbbx-cccx şeklindedir.

8. Şarkı nazım biçimi Necati ile başlayan Mahallileşme akımının özelliklerini taşır.

9. Bu nazım biçiminde Nedim tarafından kullanılan İstanbul Türkçesi şiir dili haline gelmiştir.

10. Cumhuriyet Dönemi Türk edebiyatında Yahya Kemal Beyatlı şarkı nazım biçimiyle önemli şiirler yazmıştır. 

ÖNEMLİ: Bir dörtlüğün şarkı olabilmesi için 2. ve 4. dizelerinin nakarat olarak kullanılması gerekir.

Nedim (1681 – 1730)

* “Malumdur benim sühanım mahlas istemez” diyerek şiirdeki ustalığını öven Nedim, Lale Devrinin en büyük şairidir.

* “İstanbul şairi” olarak bilinir. (Yahya Kemal ile birlikte)

* İyi bir eğitim almış, Arap ve Fars dilleri ile edebiyatlarını öğrenmiştir.

* Şiirlerinde din dışı konular olan zevk ve eğlence yaşamını, kadınları ve İstanbul’un güzelliklerini ele almıştır.

* Halk edebiyatındaki türkü ve koşmanın güzelleme türüne benzeyen şarkıları edebiyatımıza kazandırmıştır.

* Hece ölçüsünü kullanarak yazdığı bir türküsü bulunmaktadır.

* Halk deyimlerini kullanan şair, son derece sade bir dil kullanmış, Mahallileşme akımının en önemli temsilcisi olmuştur.

* Divan şiirine günlük yaşamı getiren şair, en çok gazel türünde başarılı olmuştur.

* Lale Devri sanatçısı olan Nedim, bu dönemde çıkan Patrona Halil isyanında yakalanma korkusundan dolayı sarayın damına çıkmış ve oradan düşerek vefat etmiştir.

* Nedim’in bir Divan’ı bulunmaktadır.

Destan

Sözlü edebiyat ürünleri içerisinde yer alan milletleri derinden etkileyen olayları anlatan edebi eserlere destan denir.

 Destanın Özellikleri

  1. Mitoloji, folklor ve tarihi ögeler içeren destanlarda toplumları derinden etkileyen (deprem, bulaşıcı hastalık, kıtlık, yangın, savaş, göç vb.) olaylar ele alınmıştır.
  2. Destanlarda olay ve kişiler olmak üzere iki unsur ağırlıktadır.
  3. Destanlardaki kahramanlar genellikle yarı tanrısal nitelik taşıyan özelliklere sahiptirler. Çoğu zaman olaylara doğaüstü varlıklar da katılabilmektedir.
  4. Olaylar çok geniş bir coğrafyada cereyan eder.
  5. Gerçekleşen olaylar ve destan kahramanları gerçeklikten daha abartılı olarak ele alınır.
  6. Sözlü olarak oluşan destanlarda betimleme ve konuşma bölümleri yer almaktadır.
  7. Zaman ve mekâna ayrıntılı bir şekilde yer verilmez. Öykü içinde öyküye yer verilir.
  8. Toplumları oluşturan tarihlerinden derin izler taşıyan destanlar, doğal destan ve yapma destan olmak üzere ikiye ayrılır. 

Dünya Edebiyatındaki Doğal Destanlar 

Halk arasında ortaya çıkan anonim ürünlerdir. Bunlar genellikle daha sonra bir şair tarafından derlenip düzenlenmiştir. Bu türe örnek olarak şu destanları sıralayabiliriz.

– Gılgamış – Sümer: Bilinen ilk destandır. Gılgamış adlı kahramanın Hükümdarlığa giden yolu anlatılır.

– İlyada, Odysseia – Yunan (Homeros):  Troya Savaşı’nın anlatıldığı destanlardır.         

– Kalevela – Fin: Finlilerin erdemleri ve bilgeliklerini ele alan bu destan Finlilerin doğaya karşı verdiği mücadele ele alınır.                                    

– Nibelungenlied – Alman: Hun-Germen savaşları anlatılmaktadır.

– Ramayana, Mahabharata – Hint: Hintlerin savaşlarını ve çıkardıkları kahramanları ele alır.                           

– La Cid – İspanyol: İspanyolların milli kahramanı Rodrigo’nun Müslüman Araplarla mücadelesi anlatılmaktadır.                          

– Chanson de Roland – Fransız: Müslümanlarla yapılan savaşlar anlatılmaktadır.

– Şinto – Japon: Japonların özgürlük mücadelesi ele alınır.          

– Şehname – İran (Firdevsi): Alp Er Tunga ile benzerlik gösterir. İran Turan Savaşları ve Büyük İskender’in İran’ı işgali anlatılır.

– İgor – Rus: Ruslarla Kıpçak Türkleri arasında yapılan savaşları anlatır.

Homeros

  • Egeli olduğu bilinmektedir. Doğum tarihi ve yeri hakkında bilgi yoktur.
  • Yazdığı İlyada ve Odysseia adlı destanlarıyla tanınmaktadır.
  • Yazdığı destanlar Yunan edebiyatını ve mitolojisini derinden etkilemiştir.
  • James Joyce, Shakespeare, Virgil gibi şairler Homeros’tan etkilenmişlerdir.
  • Sözlü edebiyat geleneğini sürdüren sanatçı, yazdığı destanlarla Yunan edebiyatının temelini oluşturmuştur. 

Efsane Nedir?

Çoğu zaman olağanüstü olaylara dayanan, inandırıcılık özelliğine sahip anonim olarak aktarılan, kaynağını geçmişten alan, kişi, yer ve olayları konu alan ortak halk anlatılarına efsane denir. 

Efsanelerin Özellikleri

  1. Anonim halk edebiyatı ürünleridir. Dilden dile dolaşarak anlatılagelmiştir.
  2. Halkın haya gücüyle oluşturduğu ideal insan tipini ele alan anlatılardır.
  3. Taşıdığı motiflerle halk eğitim aracı olarak görülür.
  4. Kişi, yer ve belirli bir olay efsanelerin konularını oluşturmaktadır.
  5. İnandırıcılık yönü bulunan anlatılar olup çoğu zaman olağanüstülük ağır basar.
  6. Efsaneler, toplumun yaşama sevincini ve umudunu artırmak amacıyla kaleme alınırlar.
  7. Konuşma diliyle yazılan efsanelerde kutsal ögeler de taşırlar. 

Destan ile Efsanenin Farkı 

  • Destanlar kaynağını yaşanmış olaylardan alır, efsaneler ise toplumun hayal gücünden alır.
  • Efsanelerde amaç ideal insan tipini ortaya çıkarmaktır. Destanlarda ise var olan kahramanlar vardır.
  • Efsaneler var olan her şeyi anlamaya ve açıklamaya çalışırken destanlarda böyle bir özellik bulunmaz. 

Doğal Destan Nedir? 

Anonim (toplumun ortak malı)  olarak birtakım olaylar neticesinde oluşan destanlardır. Bu destanların söyleyeni belli değildir. Ağızdan ağıza, kuşaktan kuşağa sözlü olarak aktarıldıktan sonra yazıya geçirilmişlerdir. 

Doğal Destanların Özellikleri 

  • Ozanların söylediği türkü ve şiirlerin birleşimiyle oluşmuştur.
  • Manzum (şiir) şeklinde oluşmuş hikâyelerdir.
  • Olaylar ve kahramanlar olağanüstü özellikler gösterir.
  • Anonim olarak ağızdan ağıza dolaşarak oluşan bu ürünler sözlü edebiyat ürünleridir.
  • Destanlardaki yer ve zaman belirsizdir.
  • Destanlarda yer alan kahramanlar lider ve kurtarıcı rolündedir. 

Türk Edebiyatında Destan 

Destanlar diğer edebiyatlarda olduğu gibi Türk edebiyatında da başlangıç eserleri olarak kabul edilir. Toplumları derinden etkileyen (deprem, bulaşıcı hastalık, kıtlık, yangın, savaş, göç vb.) olayların anlatıldığı manzum hikâyelerdir. 

Toplumun ortak değerleri ve bilinçaltının, istek ve beklentilerinin idealleştirilmesiyle oluşturulan destanlar, ortak bir görüş etrafında birleşmesini ele alır. 

Türk destanlarında evrenin yaratılışı, kuvvet, kahramanlık, savaşçılık özellikleri, toplumsal felaketler, Türk milletinin doğuşu, zaferler ve yenilgiler gibi konular ele alınmıştır. 

Türk destanlarından sadece Kırgızlara ait olan Manas destanı günümüze kadar ulaşabilmiştir. Diğer destanlar ise 2. evre olan yayılma evresinde kalmıştır. 

Türk destanlarının kaynakları olarak Arap, İran ve Çin kaynakları gösterilmektedir.  Türk destanları Türklerin tarihi ve coğrafi çok boyutluluğuna göre şekillenmiş ve bu çerçevede ağızdan ağıza aktarılarak toplumlar arasında yaygınlaşmıştır.

 

İslamiyet Öncesi Türk Destanları

1. Altay – Yakut Dönemi

* Yaratılış Destanı: Dünyanın Tengri Kayra Han tarafından yaratılmasını konu edinir.

2. Sakalar (İskitler) Dönemi

a) Alp Er Tunga Destanı: Türk – İran savaşlarında Alp Er Tunga’nın yiğitliklerini, savaşlarını anlatır.

Önemli: Konu olarak Firdevsi’nin yazdığı Şehname ile aynıdır. Alp Er Tunga’nın bu destandaki karşılığı Efrasiyap’tır.

b) Şu Destanı: Makedon kralı Büyük İskender’le Türkler arasındaki savaşı ve Türk hakanı Şu’nun devletini bu savaşta nasıl koruduğunu anlatır. 

3. Hun Dönemi

Oğuz Kağan Destanı: Hun hükümdarı Mete’yi ve onun yaşamını anlatan bir destandır. Oğuz Kağan’ın yaşamı çerçevesinde geçen olağanüstülüklerle dolu hayatı ve savaşları anlatılır. 

4. Göktürk Dönemi

a) Bozkurt Destanı: Göktürklerin katledilişini ve bu mücadeleden kurtulan küçük bir çocuğun dişi kurt tarafından kurtarılışı ile dişi bir kurttan türeyişi anlatır.

b) Ergenekon Destanı: Bir savaşta yenilen ve Ergenekon denilen dağa sığınan ve orada 400 yıl yaşadıktan sonra orada bir demir dağı eritip intikamlarını almalarını anlatan bir destandır. 

5. Uygur Dönemi

a) Türeyiş Destanı: Uygurların bir erkek kurttan türeyişi anlatılır.

b) Göç Destanı: Uygur Türklerinin “Yâda” denilen bir sihirli taşı Çinlilere vermesiyle yaşadıkları kıtlıklar neticesinde anayurtlarından göçünü anlatır. 

İslamiyet’in Kabulünden Sonra Oluşan Türk Destanları

1. Satuk Buğra Han Destanı

2. Manas Destanı (İslami dönem ilk Türk destanı)

3. Cengiz Han Destanı

4. Timur ve Edige Destanı

5. Battal Gazi Destanı

6. Danişmend Gazi Destanı

7. Köroğlu Destanı

8. Sarı Saltuk Destanı 

Yapma Destanlar 

Olağanüstülüklerin çok az olduğu, toplumu derinden etkileyen bir olayın doğal destanlara benzetilerek bilinen bir yazar tarafından kaleme alınmasına yapma destan denir. 

Dünya Edebiyatındaki Yapma Destanlar 

  • Aeneis – Vergilius – Latin Edebiyatı
  • Henriade – Voltaire – Fransız Edebiyatı
  • Os Lusiadas – Camoens – Portekiz Edebiyatı
  • Kayıp Cennet – Milton – İngiliz Edebiyatı
  • Kurtarılmış Kudüs – Tasso – İtalyan Edebiyatı
  • İlahi Komedya – Dante – İtalyan Edebiyatı
  • Çılgın Orlando – Ariosto – İtalyan Edebiyatı 

Türk Edebiyatında Yapma Destanlar 

  • Üç Şehitler Destanı – Fazıl Hüsnü Dağlarca
  • İstanbul Fetih Destanı – Fazıl Hüsnü Dağlarca
  • Çanakkale Destanı – Fazıl Hüsnü Dağlarca
  • Sakarya Meydan Savaşı – Ceyhun Atuf Kansu
  • Kurtuluş Savaşı Destanı – Cahit Külebi
  • Kuvayı Milliye Destanı – Nazım Hikmet Ran
  • Genç Osman Destanı – Kayıkçı Kul Mustafa
  • Çanakkale Şehitleri Destanı – Mehmet Akif Ersoy 

Türk Edebiyatında Yapay Destanların Özellikleri 

  1. Doğal destanlardan farkı bir yazar tarafından kaleme alınmasıdır.
  2. Uzun soluklu, kahramanlık ögelerinin ağır bastığı metinlerdir.
  3. Oluşturulan söyleyiş ve kurguda yeniliklere yer verilmiştir.
  4. Olağanüstülükler, toplumsan gerçeklikler, insanlık durumları ele alınmıştır.
  5. Sade, akıcı ve sürükleyici bir dil kullanılır.
  6. Manzum olarak kaleme alınmışlardır.

Dünya Edebiyatında Roman

  1. Roman türü, Batıdaki sözlü edebiyat ürünleri olan destanların gelişimiyle ortaya çıkmıştır.
  2. İlk roman örneklerini 15. yüzyılda yaşayan Fransız yazar Rabelais kaleme almıştır.
  3. Bugünkü anlamıyla romana benzeyen ilk eser ise 16. yüzyılda Givoanni Boccacio tarafından kaleme alınan “Decameron” adlı eserdir. (İlk hikâye örneği olarak da kabul edilir.)
  4. Roman türünün ilk başarılı örneği ise 16. yüzyıl sonlarında Miguel de Cervantes tarafından yazılan Don Kişot adlı eserdir.
  5. 17. yüzyılda klasik akım içinde ortaya çıkan tek romancı “Prenses de Cleves” adlı romanıyla Madame de La Fayette’dir. (Psikolojik romanın ilk başyapıt eseridir.)
  6. 18. yüzyılla birlikte roman çok hızlı bir gelişim göstermeye başlar. Bu dönemde Daniel Defoe “Robinson Crusoe” ve Jonathan Swift “Güliver’in Gezileri” adlı eserler kaleme alınmıştır.
  7. 19. Yüzyılda ise başyapıtlar verilmeye başlanmıştır. Realizm akımının etkisiyle romancılık gelişme göstermiştir. Bu dönemde; Jane Auston, George Eliot, Anthony Trollope, Henry James, Stendhal, Balzac, Flaubert, Turgenyev, Tolstoy ve Dostoyevski önemli romanlar kaleme alan yazarladır.
  8. 20. yüzyılın önemli romancıları John Steinbeck, Ernest Hemingway, Thomas Mann, Jean Paul Sartre, Albert Camus’tur. 

Realist roman örnekleri:

Balzac – Goriot Baba

Flaubert – Madam Bovary

Dostoyevski – Suç ve Ceza

Henry James – Bir Kadının Portresi 

Nikolay Vasilyeviç Gogol (1809 – 1852) 

Realist edebiyatın önde gelen sanatçıları arasında yer alan Gogol, Ukrayna’da doğmuştur. Eserlerinde “Puşkin’in etkisinde kalan yazar, ilk hikâyelerini “Dilanka Yakınlarındaki Çiftlikte Akşam Toplantıları” adlı eserde toplamıştır. Halk hikâyeleri geleneğinden, günlük yaşamdan ve sıradan kişilerden etkilenerek oluşturduğu “Mirgorod ve Arabeski” adlı eserleriyle hızla tanınmaya başlamıştır. 

Yazarın en önemli eserleri zaman zaman mizahi bir anlatıma da yer verdiği ve döneminin yoksulluğunu, yozlaşmış siyasi yapısını anlatmaya çalıştığı “Ölü Canlar ve Taras Bulba” adlı romanlarıdır. 

Önemli Eserleri:

Hikâye: Eski Zaman Beyleri, Portre, Masallar, Fayton, Palto

Roman: Taras Bulba, Ölü Canlar

Tiyatro: Bir Evlenme, Müfettiş, Bir Delinin Hatıra Defteri, Dava, Evlenme 

Tanzimat Edebiyatında Roman 

Tanzimat Fermanı ile birlikte Batı’ya açılmaya başlayan Osmanlı sanatçıları özellikle Fransız edebiyatının etkisinde kalarak yaklaşık 600 yıl boyunca etkili olan divan şiirinin yerine yeni bir edebiyat arayışı içine girdiler. Bu çerçevede yönünü Batı’ya çeviren Şinasi, Namık Kemal, Ziya Paşa, Ahmet Mithat Efendi gibi sanatçıların yaptıkları çalışmalarla Tanzimat Edebiyatı Dönemi oluşmuştur. 

Tanzimat Edebiyatı Türk edebiyatında birçok ilkin görüldüğü dönemdir. Bu dönem, özellikle roman, tiyatro, hikâye, makale gibi türlerin Batı edebiyatındaki örneklerinin verilmesi açısından önemli bir yer tutar. 

Türk edebiyatına Tanzimat ile birlikte giren romanın ilk örnekleri çeviri yoluyla gerçekleşmiştir. Yani roman, Türk edebiyatına çeviri yoluyla girmiştir. 1862 yılında Yusuf Kamil Paşa’nın Fransız yazar François Fenelon’dan yaptığı Telemak adlı eser ilk çeviri romandır. 

Tanzimat Edebiyatında Yapılan Çeviri Romanlar

  • Telemak – Fenelon – Yusuf Kamil Paşa
  • Sefiller – Victor Hugo –  Şemsettin Sami
  • Monte Kristo Kontu – Aleksandre Dumas Pere – Teodor Kasap
  • Atala – Chateaubriand – Recaizade Mahmut Ekrem
  • Paul ve Virginie – Bernard De Saint Pierre – Recaizade Mahmut Ekrem
  • Robinson Crusoe – Daniel Defoe – Ahmet Lütfi Efendi 

Tanzimat Dönemi Romanının Özellikleri

  1. Romantizm akımının etkisiyle sosyal sorunlar ele alınmıştır.
  2. Günlük yaşam, yanlış ve mutsuz evlilikler, yanlış Batılılaşma (Doğu-Batı çatışması), kadın-erkek ilişkileri gibi konular ele alınmıştır.
  3. Eserlerde eski-yeni geleneklere sahip aileler arasında çatışma görülür.
  4. Romanlardaki kahramanlar tek yönlüdür ve “tip” özelliği gösterir.
  5. Bu dönem romanının temel amacı halkı aydınlatmak ve eğitmektir.
  6. Sanatçılar, eserlerinde kişiliklerini gizlemezler.
  7. Sanatçılar kahramanlarını iyi ve kötü olarak ayırır ve iyilerin tarafını tutarlar.
  8. Bu dönem romanlarında halkı eğitme amacı güdüldüğünden dil divan edebiyatına göre daha sadedir.
  9. Tanzimat romanında olayların akışı kesilerek bilgi verilmiştir.
  10. Romanlar teknik açıdan kusurludur.
  11. Romanlar genellikle iyilerin ödüllendirilmesi, kötülerin cezalandırılması şeklinde sona erer. 

Tanzimat Romanı Teknik Açıdan Neden Kusurludur? 

Tanzimat romanında sanatçıların eserlerinde;

I. kişiliklerini gizlememeleri,

II. taraf tutmaları,

III. gereksiz tasvirler ve bu tasvirlerde acemilik yapmaları,

IV. romanın akışını keserek halka bilgi vermeye çalışmaları

gibi nedenlerden dolayı teknik açıdan kusurlu romanlar kaleme almışlardır. 

Tanzimat Döneminde Batı’dan Gelen Romanın Gelişimi 

Tanzimat Döneminde roman iki yolla gerçekleşmiştir.

1. Ahmet Mithat Geleneği: Bu anlayışta Ahmet Mithat Efendi, Batılı hikâye ve romanla Türk halk hikâyelerini birleştirmeye çalıştığı yoldur. Sanatçı, halk hikâyeciliğinden ve meddah geleneğinden etkilenerek modern bir halk hikâyeciliği geleneğini oluşturmak istemiştir. 

Ahmet Mithat’ın romancılık anlayışının temelinde halkı eğitmek olduğu için daha çok halk kültürüne yakın anlayışları kullanmıştır. Bu anlayış da Ahmet Mithat’ı popüler roman anlayışının en önemli temsilcisi yapmıştır. 

2. Namık Kemal Geleneği: Bu anlayış ise yönünü tamamen Batı’ya çeviren bir anlayıştır. Batılı roman tekniği kullanılmaya çalışılmıştır. Tanzimat romancılarının hemen hemen hepsi Namık Kemal’in yöntemini kullanmaya çalışmış ve Batılı romanlar yazmaya çalışmışlardır. 

Önemli: Ahmet Mithat Efendi, popüler romanının temsilcisidir. Namık Kemal ise, edebi (sanatkârane) romanın temsilcisidir. 

Alafranga Tip Nedir? 

Tanzimat romanında sıklıkla işlenen tiplerden biridir. Batı özentisi içerisinde yer alan mirasyedi tiplerin kendi kültürlerinden uzakta, Batılı bir yaşam tarzını benimsemiş bir şekilde ele alınmasıdır. Ahmet Mithat Efendi’nin Felatun Bey ile Rakım Efendi romanındaki Felatun Bey ve Recaizade Mahmut Ekrem’in Araba Sevdası adlı romanındaki Bihruz Bey, alafranga (züppe) tipi olarak karşımıza çıkar. 

Tanzimat Döneminde Roman Türünde Verilen İlkler 

  • İlk çeviri roman: Telemak – Fenelon – Yusuf Kamil Paşa
  • İlk yerli roman: Taaşşuk-ı Talat ve Fıtnat – Şemsettin Sami
  • İlk edebi roman: İntibah – Namık Kemal
  • İlk tarihi roman: Cezmi – Namık Kemal
  • İlk köy romanı – Karabibik – Nabizade Nazım
  • İlk tezli roman – Zehra – Nabizade Nazım
  • İlk realist roman – Araba Sevdası – Recaizade Mahmut Ekrem 

Recaizade Mahmut Ekrem (1847 – 1914) 

  • Tanzimat edebiyatı 2. Dönem sanatçılarındandır.
  • İstanbul’da doğan sanatçı Servetifünun şiirinin hazırlayıcısıdır.
  • “Sanat, sanat içindir.” görüşünü savunan sanatçı güzelliğin duygu, düşünce ve hayal güzelliği olarak üç bölümde toplandığını ifade etmiştir.
  • Şiirlerinde aşk, günlük yaşam, doğa ve özellikle de ölüm konularını ele almıştır.
  • Tanzimat 1. Dönemde görülen dilde sadeleşme çalışmasının tersine sanatlı ve ağır bir dil anlayışı benimsemiştir.
  • Edebiyat dilinin konuşma dilinden uzaklaşması gerektiğini savunmuştur.
  • Şiirdeki üslup güzelliğinin temelini ölçü ve uyak anlayışına bağlar.
  • Kulak için kafiye anlayışını benimsemiştir.
  • Nesir (düzyazı) yönü nazım (şiir) yönünden daha kuvvetlidir.
  • Eski edebiyat taraftarlarıyla (özellikle Muallim Naci ile) yaptığı eski-yeni tartışması döneme damga vurmuştur.
  • “Zemzeme” adlı eseri yenilikçi edebiyatın öncü eserleri arasında yer alır.
  • İlk realist roman olan Araba Sevdası ve edebiyat bilgilerinin yer aldığı Talim-i Edebiyat önemli eserlerdir. 

Recaizade Mahmut Ekrem ile Muallim Naci Arasındaki Tartışma

Recaizade Mahmut Ekrem ile Muallim Naci arasındaki eski-yeni tartışması bu dönemin en önemli tartışmasıdır. Eski-yeni tartışması Zemzeme-Demdeme veya kafiye tartışması olarak da adlandırılmaktadır. 

Bu tartışmanın kaynağı “Kafiyenin göz için mi yoksa kulak için mi?” sorusunun cevabından ortaya çıkmıştır. Recaizade Mahmut Ekrem ve taraftarları kulak içindir, Muallim Naci taraftarları ise göz içindir, anlayışını benimsemişlerdir. Bu tartışa yenilikçilerin zaferiyle sonuçlanmıştır. 

Önemli Eserleri

Şiir: Nağme-i Seher, Yadigâr-ı Şebâb, Zemzeme I-II-III, Pejmürde, Nijad Ekrem (Oğlunun ölümü üzerine yazmıştır.

Hikâye: Saime, Muhsin Bey yahut Şairliğin Hazin Bir Neticesi, Şemsa

Tiyatro: Afife Anjelik (İlk romantik dram), Atala, Vuslat, Çok Bilen Çok Yanılır

Eleştiri: Takdir-i Elhan, Zemzeme III Mukaddimesi,

Roman: Araba Sevdası (İlk realist roman) 

Servetifünun Dönemi’nde Roman 

Tanzimat ile birlikte Batı’ya olan yöneliş bu dönemde giderek hızlanmıştır. Özellikle Batı’yı yakından tanıyan bu dönem sanatçıları roman anlayışında da son derece modern romanlara imza atmışlardır. Tanzimat Dönemi’nde görülen teknik kusurlar bu dönemde giderilmiştir. 

 Servetifünun Romanının Özellikleri

  1. Şiirde görülen karamsar bakış açısı romanda da görülür ve romanlar kötü sonla biter.
  2. Toplumsal konulara yer vermemiş, bireysel konulara yönelmişlerdir.
  3. Teknik açıdan Tanzimat romanında görülen aksaklıklar giderilmiştir.
  4. Bu dönem romanlarında realizm akımı kullanılmıştır.
  5. Mekân olarak İstanbul seçilmiş, eserlerde son derece ağır bir dil kullanılmıştır.
  6. Kahramanlarını aydın kesimlerden özellikle lüks konaklardan seçmişlerdir.
  7. Romanın akışına müdahale etmemiş, kahramanları ele alış açısından tarafsız davranmışlardır.
  8. “Sanat, sanat içindir.” anlayışına uygun eserler kaleme almışlardır.
  9. Gerçeğe uygun çevre betimlemeleri yapmışlardır.
  10. Olayları, kişileri psikolojik yönleriyle objektif bir şekilde ele almışlardır. 

Servetifünun Dönemi’nin Önemli Romanları

  • Mai ve Siyah – Halit Ziya Uşaklıgil
  • (Batılı Anlamda İlk Modern Roman)
  • Aşk-ı Memnu – Halit Ziya Uşaklıgil
  • Kırık Hayatlar – Halit Ziya Uşaklıgil
  • Eylül – Mehmet Rauf
  • (İlk psikolojik roman)
  • Bir Aşkın Tarihi – Mehmet Rauf
  • Ferdâ-yı Gâram – Mehmet Rauf
  • Nadide – Hüseyin Cahit Yalçın
  • Hayal İçinde – Hüseyin Cahit Yalçın
  • Gönül Hanım – Ahmet Hikmet Müftüoğlu
  • Salon Köşelerinde – Safveti Ziya 

Servetifünun Sanatçılarının Karamsar Bakış Açısına Sahip Olmalarının Nedenleri

Karamsar anlayışın oluşmasında üç neden olduğu görülmektedir. 

Birinci neden, bu dönem sanatçıları özellikle dönemin siyasi baskılarından dolayı melankolik bir anlayışa bürünmüşlerdir. Özellikle II. Abdülhamit Dönemi’nde görülen İstibdat (Baskıcı) Yönetimi anlayışından dolayı bireysel konuları işlemişlerdir.

İkinci neden, etkilendikleri Fransız sanatçılarıdır.

Üçüncü neden ise kişisel özellikleridir. Hassas kişilikler ve melankolik bir anlayışa sahip bu dönem sanatçıları kendilerini içinde bulundukları sosyal çevreden soyutlamaya çalışmışlardır. 

Mehmet Rauf (1875 – 1931)

İstanbul’da doğan sanatçı asker kökenli sanatçılardandır. Askeri okulda okurken edebiyata ilgi duymuştur. Servetifünun romanının en büyük ikinci sanatçısıdır. (En Önemlisi Halit Ziya Uşaklıgil’dir.) 

Servetifünun dergisinde yayımlanan “Eylül” adlı ilk psikolojik roman ile adından söz ettirmiştir. Bu yalın ve basit bir şekilde kurgulanmış aşk romanında roman kahramanlarının psikolojik durumlarını son derece canlı bir şekilde aktarmayı başarmıştır. 

Mehmet Rauf, kendi döneminin sanatçılarına göre daha sade bir dil kullanmaya çalışmıştır. Halit Ziya’dan etkilenen sanatçının Eylül romanı dışında mensur şiir (düzyazı şeklinde yazılan şiir) türünde kaleme aldığı “Siyah İnciler” adlı eseriyle tanınır. 

Önemli Eserleri 

Roman: Eylül, Ferda-yı Garam, Genç Kız Kalbi, Karanfil ve Yasemin, Define

Hikâye: Kadın İsterse, Âşıkane, Bir Aşkın Tarihi, Son Emel, Pervaneler

Tiyatro: Sansar, Pençe Cidal

Mensur Şiir: Siyah İnciler

 

Milli Edebiyat Dönemi’nde Roman 

1911 ile 1923 yıllarını kapsayan Milli Edebiyat Dönemi, Osmanlı Devleti’nin son yıllarına denk gelir. Bu dönemde Trablusgarp Savaşı, Balkan Savaşları, 1. Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı dönemlerini kapsayan çalkantılı bir dönemdir. 

Bu dönemde özellikle Servetifünun anlayışında görülen ağır dil ve bireysel temalar yerine sade bir dil anlayışı ve toplumsal konulara yönelme benimsenmiştir. 

Trablusgarp Savaşı, Balkan Savaşları, 1. Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı gibi ağır savaşların yaşandığı bu dönemde “Romancı yaşadığı toplumun aynasıdır.” anlayışına bağlı olarak toplumsal meselelere yönelen Milli Edebiyat sanatçıları, romanlarda da bu anlayışa bağlı kalarak eserler yazmışlardır. 

Milli Edebiyat Dönemi Romanının Özellikleri

  1. Romanlarda daha çok vatan, millet, bağımsızlık, Anadolu ve insanı, Milli Mücadele gibi konular ele alınmıştır.
  2. Realist bir anlayışla kurtuluş mücadelesi tüm gerçekliğiyle ele alınmıştır.
  3. Bu dönem romancılarından çoğu Kurtuluş Savaşı’na bizzat katılmışlardır.
  4. Servetifünun anlayışının tersine toplumsal konular işlenmiş halkın konuştuğu dil edebiyat dili olmuştur.
  5. Eserlerde İstanbul Türkçesi esas alınmıştır.
  6. Romanlarda mekân İstanbul dışına çıkılmış, Anadolu kasabaları romanda kendine yer edinmeye başlamıştır.
  7. Bu dönem romanlarında realist bakış açısının etkisiyle gözleme son derece önem vermişlerdir.
  8. Realizm ve natüralizm akımlarından etkilemişlerdir. 

Milli Edebiyat Dönemi’nin Önemli Romancıları 

  • Yakup Kadri Karaosmanoğlu
  • Halide Edip Adıvar
  • Refik Halit Karay
  • Reşat Nuri Güntekin
  • Memduh Şevket Esendal
  • Abdülhak Şinasi Hisar
  • Ercüment Ekrem Talu
  • Osman Cemal Kaygılı
  • Peyami Safa
  • Mahmut Yesari 

Halide Edip Adıvar (1884 – 1964) 

  • Milli Edebiyat Dönemi’nin en önemli kadın yazarıdır.
  • İngiliz dili ve edebiyatı profesörü olan sanatçı bazı eserlerini İngilizce kaleme almıştır. (Sinekli Bakkal)
  • Milli Mücadele Dönemi’nde Sultanahmet’te gerçekleştirdiği mitinglerle sembol isimlerden biri olmuştur.
  • Realist nitelik gösteren tasvirleri son derece başarılıdır.
  • Konuşma diline bağlı kalmış, karakterleri bulunduğu çevreye göre konuşturmuştur.
  • Eserlerinde basit dil yanlışları olup dili özensizdir. (Önemli)
  • İlk romanlarında aşk ve kadın psikolojisi konusunu sonraki romanlarında ise Türkçülük akımının etkisiyle Kurtuluş Savaşı yıllarını ele almıştır.
  • Roman kahramanları güçlü ve kültürlü kadınlardır. 

Önemli Eserleri:

Roman: Handan, Yeni Turan, Ateşten Gömlek, Vurun Kahpeye, Sinekli Bakkal, Kalp Ağrısı, Zeyno’nun Oğlu, Yolpalas Cinayeti, Tatarcık, Sonsuz Panayır…

Hikâye: Harap Mabetler, Kubbede Kalan Hoş Seda, Dağa Çıkan Kurt

Anı (Hatıra): Mor Salkımlı Ev, Türk’ün Ateşle İmtihanı

Tiyatro: Kenan Çobanları, Maske ve Ruh

 
ÖRNEK SINAVLAR  10.SINIFLAR 
1-   TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI 2. DÖNEM 1. YAZILI SORULARI

2-    TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI 2.DÖNEM 1. YAZILI SORULARI

3
-    TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI 2. DÖNEM 1. YAZILI SORULARI 


Yorumlar - Yorum Yaz
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam225
Toplam Ziyaret3472887
NAMAZ VAKİTLERİ

SAYFAMIZI BEĞENİN
VİDEOLAR
Hava Durumu
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar15.913815.9775
Euro16.836516.9040
Takvim