• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Üyelik Girişi
MUHTEVA
Site Haritası

Alexa

Custom Search

Dilipaktan çarpıcı yazılar

Sisler dağılırken
 

Hani ne oldu, her kış buzlar çözülmeden Rus ayısı Kafkaslardan gelip Anadolu’yu işgal edecek diye tir tir titrerdik.. Her hac mevsiminde Suriye’de da kolera çıkardı.. Yunanların Megalo İdea’sı vardı ve her an Anadolu’yu işgal edebilirlerdi. Rumlar desen Anadolu’da bir Rum devleti kurmak için hazır bekliyorlardı. Yahudilere ise güç yetirilemezdi. Masonlar da öyle..
Sondan başlayalım, Masonlar birbirine düştüler. Locanın parasını kim iç etti onu tartışıyorlar.. Şimdilik kimseyle uğraşacak halleri yok. Ergenekonun ucu kendilerine dokunmasın diye susup köşelerine çekildiler.. İsrail “One minut”ten sonra bir türlü belini doğrultamadı.. Ruslarla vizeyi kaldırdık. Yunanistan ile 22 başlık altında işbirliği anlaşması imzalandı.. Yunanistan krizi aşmak için Türkiye’nin desteğine muhtaç.
Bizim Rumlardan korkumuz, filin fındık faresinden korkusu gibi bir şey. Kaldı ki burası neresi ya hu! Arzı Rum, diyarı Rum, Rum eli değil mi? Ve Rumlar, dörtte üçü Müslüman olmuş bir halk değil mi?
Mevlana Celaleddini RUMİ kimdir?. RUMİ takvim ne oluyor?. “Esferi Rum” kimdir? Baciyan-ı RUM ya da Ahiyan-i RUM kimlerdir?
Rumların Greklerle ne ilgisi var! Mekandonlar Yunan mı, Helenler Yunan mı, Trekler Yunan mı, Rumlar Yunan mı? Ne alakası var? Helen Hz. Zekeriya’nın eşinin adı. Çirkin, kötü bir ad olsa annemiz kullanır mı idi? Yunan, daha doğrusu Grek dedikleriniz, Mora ve Rodos havalisinde yaşayan küçük bir halk..
Olimpiyatlar Atina’da değil ilk kez bizim Hatay/Antakya’da yapıldı.. Sokrat’ın Felsefe okulu da Antalya Serik taraflarındaydı. Eflatun da Çanakkale dolaylarında yaşıyordu.. Eflatun’un Devlet kitabı Haran Medresesinde kayıtlı idi, Yunanca’ya Arapça’dan çevrildi ya hu!
Yunan halkı diye anlatılan halklardan Rumların yaşadığı coğrafya, Hazar’ın arkasına kadar uzanan Anadolu coğrafyasıdır ve Doğu Roma halkına verilen bir addır. Yoksa etnik bir kimlik ifade etmez.. Osmanlı sultanlarının Doğu Roma Bizans’ın imparatoru ve Ortodoksların hamisi olduğunu da belirtelim bu arada.
Trekler deseniz, Batı Trakya ve Bulgaristan’ın güneyini de içine alan Edirne merkezli bir halkı ifade eder.. Helen’e gelince, Türkler ne kadar Eti, Sümer ise Yunanlar o kadar Helen. Helenistik dönem Akdeniz ve Ege havzasındaki bir Anadolu uygarlığı..
Yunanistan değiniz topraklar asırlarca Osmanlı yönetiminde kaldı..
Aslında AB engel olmasa, Yunanistan’la vizeyi kaldırmak değil, iki ülke arasında serbest dolaşıma geçmek gerek.. Rus korkusundan Kırım’ı, Azerbaycan’ı unuttuk biz ya hu! Hâlâ Nahcivan’la aramızda aşılması güç sınırlar var.. Nahcivan’la neden Kanton anlaşması yapmıyoruz ki? Bu ulus devlet cenderesi Türkiye’yi boğuyor.. Eskiden bu korku idi. Savunma refleksi ile kalın duvarlar oluşturuldu. Şimdi dışa açılma, büyüme çabaları var, ama hâlâ o ulus devlet mantığı hakim. Hani öğrenilmiş çaresizlik dedikleri şey. Kurbağa ya da pire üstüne örtülen kapaktan daha yükseğe sıçrayamıyor.. Hayır kardeşim, Yunan sınırlarında kalan, daha sonra kendini feshetmiş olan bir Batı Trakya Türk Cumhuriyeti’nin bakiyesi var orada. Kırım’da kardeşlerimiz var, Gürcistan’da da öyle.. Bu tabuları yıkmamız gerekiyor.
Heybeliada’yı niye açmıyorlar biliyor musunuz? Ortodokslara verilen hakkı Müslümanlar da ister diye! Peki bu insanlar kendi teolojik eğitimlerini yapacak eğitim kurumlarını kuramayacaklarsa, ruhanilerini nerede yetiştirecekler?. Amerika’dan, Yunanistan’dan, Kudüs’ten, Rusya’dan gelecek.. Siz kendi vatandaşınızı, kendi topraklarınızdaki kadim bir uygarlığın mirasçılarını, diasporalarına mecbur ve muhtaç bırakacaksınız! Bu halk size saygı duyabilir mi?
Rusya’dan sonra Yunanistan’la varılan bu anlaşmayı önemsiyorum.. Daha ileri adımlara ihtiyaç var..
Geçen gün Rodos’tan gelen bir arkadaş, Rodos’lu otel işletmecilerinin, özellikle de Adalar konusunda Türkiye ile özel bir anlaşma çerçevesinde ticari, turistik ve kültürel işbirliklerinin geliştirilmesini istiyorlar. Müslümanların, Türklerin gönlü zaten Türkiye’den yana, ötekiler de hem Anadolu’ya kültürel hayranlıkları, hem turistik, hem de ticari bakımdan kendilerini Yunanistan’dan daha yakın hissediyorlar..
Korkularla uygarlık kurulmaz ve barış korunamaz. Uygarlıklar umudla, adaletle, barışla kurulur..
Bana göre, Başbakan, doğru yönde, ileri doğru bir adım attı. Son günlerin en anlamlı girişimlerinden biri de buydu..
Bakın, ilk kurşun İzmir’de sıkılmadı. İlk kurşunu sıkan da Osman Nevres değil (Namı diğer Hasan Tahsin). İlk kurşun Yunan’a sıkılmadı, Hatay’da Fransızlara karşı sıkıldı. Türk askeri Kore’ye kim tarafından niçin gönderildi ise Yunan’ı Anadolu’ya çıkaranlar da onlardı (Daha doğrusu İngiltere). Fransızlar Senegalli Müslümanları, İngilizler Hindistanlı Müslümanları Çanakkale’de cepheye sürüp bizi bize kırdırmadı mı?
Hemen hatırlatalım. Gazze kampanyası için 9 gemiden oluşan filoya Türkiye 3 gemi ile katılıyor. Yunanistan ise 1 gemi.. Nüfus, ekonomik zenginlik açısından bakarsanız, oransal olarak Yunanistan’ın bu konvoya katkısı Türkiye’den daha az değil.. Ortodoks dünyası, İsrail’in Siyonist yayılmacı politikaları karşısında biz Müslüman Türkleri, Arapları kendilerine daha yakın hissediyor..
“Rakıyı içince Yunan’ı kardeş gören anlayış!” yerine bugün, Adalet, Barış, Özgürlük temelinde, insani bir yardımlaşma ve işbirliğinin kapıları aralanıyor.. Bundan Adalet, Barış, Özgürlük kazanacak.. Bizim kanlarımız ve gözyaşlarımız üzerine kendilerine iktidar ve servet üretmek isteyenlerin çabaları boşa çıkacak.
Hem doğduğumuz ana babayı biz mi seçtik. Ya da doğduğumuz zamanı, doğduğumuz toprağı, derimizin rengini, cinsiyetimizi biz mi seçtik.. Türk’ü, Kürd’ü, kim olursa olsun, şu faşizmden / ırkçılıktan vazgeçelim. O, ilk laneti hak eden şeytani bir anlayıştır.. Haksızlık kimden gelirse gelsin, kime yönelik olursa olsun mazlumdan yana, zalimlere karşı gelelim, zalim babamız, mazlum düşmanımız da olsa.. Allah’ın buyurduğu gibi, ‘Bir kavme olan düşmanlığımız bizi onlar hakkında adaletsizliğe sevk etmesin..’
Diyarbakır’dan kardeşlere selâm olsun. Dua ile..
KÜÇÜK BİR NOT: Türk derin devleti gibi bir de Yunan derin devleti var. Bu işbirliği Yunan derin devletine karşı kazanılmış bir zaferdir.. Bu anlaşma ile bir siyasi tabu daha yıkılmıştır..
Yok, bu iş bitmeyecek, yarın da devam edelim bu konuya.

Abdurrahman Dilipak - Vakit
a.dilipak@vakit.com.tr
2010-05-17

Doğru yönde, ileri doğru..
 

Dün kaldığımız yerden devam edelim.
Ahlâksızca bir propagandayla, “bizden başka herkes bize düşman” diye bir terör ideolojisi üretildi bir zamanlar.. Gerçekte bizde hainler olduğu gibi, Yunanistan’da, İsrail’de adaleti, barışı, insan haklarını savunan insanlar var. Rusya’da da öyle. Mesela Çeçenya’da da zalimler var. Hz. Yakub’un (a.s.) evinde bile cinayet planları yapanlar da vardı, ay yüzlü çocuklar da.. Firavun’un sarayında hainler de vardı, Hz. Musa’lar, Harun’lar da.. Nemrud’un yurdunda bir İbrahim nasıl oluyorsa, Hz. Nuh’un gemisi Nuh’un oğlullarından bir eksiği ile yola çıkabiliyordu..
Şu gelinen noktaya bakın. “One Minute”den sonra “Two Days”. Bir tabu daha yıkıldı. Bir büyü daha bozuldu.. Hani şu “Yunan’ı denize dökme” masalları.. Sonra, “Yunan Medeniyet Tarihi”ni zorunlu ders yapma hikayesi.. Ardından İslâm klasikleri yasaklanırken, Yunan klasikleri yayınlanmaya başladı. Hani bunlar yayınlanması değil de, niye İslâm klasikleri yasak oluyor, onu soruyorum.. Osmanlı’da Miladi takvim de vardı. Bizim saf Kemalistler, Hicri takvimin bırakılıp Miladi takvime geçildiğini sanıyor. Hayır, Miladi takvim zaten vardı. Hicri ve Rumi takvim yasaklandı. Osmanlı’da Latince vardı, sadece Osmanlıca ve Arapça, Farsça yasaklandı.. Osmanlı’da batı tarzı kıyafet vardı, ama İslâmî kıyafet yasaklandı..
Irmak tekrar yatağına dönüyor.. Türk ve Yunan resmi tarihi bu durumda yeniden yazılacak demek.
Mesela Yunan tarihçilerin Türk-Yunan savaşındaki “1. İnönü zaferi”nden haberi yok. Herhalde artık MEB “Denize dökme” hikayesi ile birlikte bunu da tashih eder.. Hani bir de mesela, Yunan’ı denize dökerken adalar ve ille de mesela MEİS adası nasıl Yunan’ın oldu, onu da izah ederlerse.. Hani mızrak çuvala sığmıyor da..
Eminim en az Yunan halkı da, Türk halkı kadar kandırılmıştır..
İster misiniz, bu diyalog ve işbirliği sürecinin ardından Yunanistan’da da Ergenekon benzeri bir operasyon başlasın. Rodos Şovalyelerinin ipliği pazara çıksın ve Türk ve Yunan derin devletinin işbirliği, kanlı ilişkileri ve pazarlıklar, gizli terör kampları, suikast timleri, özel korumalar, karanlık planları ortaya çıksın. Bakarsınız istihbarat işbirliği de yapılır, PKK’nın ipliği de pazara çıkar böylece.. MAFIA ilişkileri, adam kaçakçılığı, uyuşturucu.. Bu diyalog ve işbirliğinden çok iş çıkar.. Bunu bilenler, hep Ekümenizm, Heybeliada diye kaşıyıp durdu.. Tezgah böyle kurulmuştu.
Neden tek bir Heybeliada’yı konuşuyoruz ki. Neden Süryani ilahiyatı, Ermeni ilahiyatı açılmıyor.. Buradan tüm dünyaya yayılsınlar.. Türkiye onlar için bir tehdit değil, şans olsun.. Bu şans, aynı zamanda bizim şansımız olsun. Bu toprağın bir kısım çocukları, bizim derin çetelerin korkusundan, batının Katoliklerin, Protestanların kucağına sığınıyorlar.. Osmanlı sultanları Müslümanların halifesi, Türklerin Hakanı olduğu gibi Doğu Roma Bizans’ın da imparatoru idi.. “Doğu Roma”yı kime bırakıyoruz..
Belki o zaman Koman paşa da konuşma ihtiyacı duyar.. Bu “İt dalaşları”, tacizler, Kardak krizine ilişkin yeni ipuçları yakalarız..
70’li yıllarda erişkin yaşlarda olanlar hatırlarlar; meydanlarda “Türk aleminin en büyük düşmanı Komünistliktir, her görüldüğü yerde ezilmelidir” diye bir tabela da asılıydı. Aynı ülkenin çocuklarını birbirine kırdıracaklar ya, Mustafa Kemal’in adını da soğuk savaş yıllarında bol bol kullandılar..
Sağ-sol, ilerici-gerici, Alevi-Sünni. Türk-Kürt.. Herkesi birbirine kırdırdılar.. İçeride bu işler böyle, dışarıda Yunan, Rus, Arap.. Biz dindarlar, Komünizm tehlikesine karşı hepimiz Amerika’nın ucuz askeri olduk. Komşumuz da Amerikan emperyalizmine karşı Rusya’nın, Çin’in askeri oldu.. “Tavşana kaç, tazıya tut”. Adına “kontrollü bunalım stratejisi” dedikleri kanlı ve kirli bir savaş bu..
Hani, Komünizme düşmanlıkta, niye kimse Taksim Anıtı’ndaki Rus generalleri merak edip sormaz.. Taksim anıtına o iki general Mustafa Kemal’in emri ile eklendi. Kliment Vefremoviç Voroşilov ve Mihail Vesilyeviç Frunze? İkisi de Bolşevik devriminin generalleri. Dahası Frunze, 1921’de TBMM Rus halkı adına, Sakarya Zaferini kutlamıştı. Voroşilov ise, “Silahsa silah, paraysa para, isteyin verelim” demişti..
Ne alakası var bu işle derseniz... Yunan o zaman İstanbul’u istiyordu. Rusya ise buna karşı idi ve Boğazlar konusunu pazarlık ediyordu. Rusya ittifaktan kopma noktasına gelmişti. Yunanistan’ın İstanbul’a yürümesini istemiyordu. İngilizler, Yunanistan’a desteği kesti, Yunan askerlerini Ege’ye getirdiği gibi o gemilere bindirip geri götürdü. Direnmek isteyenler ise Rusların desteği ile Anadolu’dan çıkartıldı. İngilizler de buna ses çıkartmadı.. Rus devrimi sayesinde Kafkaslar’dan giren Rus askeri geri çekilmek zorunda kalmıştı. Yine aynı devrimin Boğazlar politikası sunucu, İngilizlerin İzmir’den karaya çıkarttığı Yunanlılar, Anadolu’dan ayrılmak zorunda bırakıldı.. Yoksa ilk kurşun filan bu işin kandırmacası..
Neyse bu konu uzun hikaye.. Yunanistan’la artık sorunumuzu çözdüğümüze göre, Rusya ile de yeni bir dönem başladığına ve artık Komünizm de bittiğine göre, Taksim Anıtını da müzeye kaldırmak gerek sanırım.. Ne Venezilos, ne de Lenin, Stalin artık yaşamıyor. Yunan Kırallığı da, SSCB de yok. Ne Mustafa Kemal, ne de Venezilos yaşıyor..
Geçelim bunu. Mesela, İran, Türkiye’den sonra en büyük Türki devlettir, ama bir zamanlar adı anılmazdı..
Yunanistan’la da bu açılımı yaptık. Daha sırada bekleyen onlarca ülke var.. Bosna, Gürcistan, Romanya.. Sırada 110 ülke var.
Daha önce yazdım, Filipinler ile sorunları olan Bangsamoro halkı Türkiye’nin barış görüşmelerine garantör olarak katılmasını istiyorlar.. Türkiye Merkez Bankası, HSBC gibi, aslında neden bu 110 ülkede şube açmıyor.. Neden Vakıflar idaresi buralarda ofisler açmıyor. Diyanet de öyle.. Aynı şekilde Ortadokslar için de bu anlamda bir açılım gerekiyor. Henüz daha başörtüsü açılımı yapamadık. Rum ve Süryani açılımı yapamadık.. Aslında Müslümanların haklarını baskı altına alma adına Anadolu Hıristiyanlığı da mağdur ediliyor.. Oysa birlikte ortak bir zeminde buluşmak mümkün ve onların da haklarını bizim savunmamız gerekiyor. Tekrar söylüyorum, onlar da birilerinin bize düşmanlıklarının kurbanı oluyorlar.
Burası Media’dır Media.. Media’nın ne olduğunu kim biliyor. Bu Media dünya için barış ve refahın kapısı olabilir.. Yeni bir dünya görüşü ve uluslararası düzen için “kutsal ana yurt”un insanlarına, yöneticilerine evrensel sorumluluklar düşüyor.. Ama öte yandan bana bir tek siyasetname okuyan politikacı gösterin. Biz Hindistan’ı nasıl yönettik. Orası bir Türk devleti idi biliyorsunuz. Mısır’ı nasıl yönettik. Keşke bu misyona aday partiler, adaylarını belirlerken, en az 3 siyasetname okumayan adayı mülâkata bile almasınlar.. Uçkur bağımlısı, yiyici, münafık karakterli, aşağılık kompleksine sahip, ya da megaloman, korkak insanlardan sakınsınlar.. Unutmamak gerekir ki, “Allah, cahil ve zalim bir topluluğa hidayet nasib etmez..”
Ispanya’yı nasıl yönettik. Balkanlar’ı, Kafkaslar’ı nasıl yönettik. Afrika’yı, Arap dünyasını nasıl yönettik.. İran’ı nasıl yönettik, bilen var mı? Bu konular üzerinden düşünelim artık. STK’lar okumalar yapsınlar. Mesela Mazlum-Der, İHH, MÜSİAD, ASKON ne zaman Yunanistan’da ofis açıyor ya da Rusya’da Yunanistan’daki STK’larla meslek örgütleri ile işbirliği, karşılıklı görüşmeler, toplantılar başlatıyoruz. Mediamız, turizm şirketlerimiz bu konuda ne yapıyorlar?..
Teşekkürler Erdoğan, bir büyüyü bozduğunuz için, bir tabuyu daha yıktığınız için..
Selam ve dua ile..

 


Yorumlar - Yorum Yaz
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam27
Toplam Ziyaret3048848
Saat
NAMAZ VAKİTLERİ

SAYFAMIZI BEĞENİN
VİDEOLAR

halilakpinarcom videoları Dailymotion'da

GAZETEKAMU.COM
Hava Durumu
Anlık
Yarın
33° 38° 23°
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.70065.7234
Euro6.31536.3406
Takvim
İL İL TÜRKİYE
NAPOLYON TIKLA ÜYE OL
Fikirlerini Paylaş, Sen de Kazanmaya Başla!