• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Üyelik Girişi
MUHTEVA
Site Haritası

Alexa

Custom Search

ÜSTAD NECİP FAZILDAN

ÜSTAD NECİP FAZILDAN ŞİİRLER

VE

BİR RAMAZAN HATIRASI

ŞİİRLER

Çile

Necip Fazil KISAKÜREK

Gâiblerden bir ses geldi: Bu adam,
Gezdirsin boslugu ense kökünde!
Ve uçtu tepemden birdenbire dam;
Gök devrildi, künde üstüne künde...

Pencereye kostum: Kizil kiyamet!
Dediklerin çikti, ihtiyar baci!
Sonsuzluk, elinde bir mavi tülbent,
Ok çekti yukardan, üstüme avci.

Atesten zehrini tattim bu okun.
Bir anda kül etti can elmasimi.
Sanki burnum, degdi burnuna (yok)un.
Kustum, öz agzimdan kafatasimi.

Bir bardak su gibi çalkandi dünya;
Söndü istikamet, yikildi bosluk.
Al sana hakikat, al sana rüya!
Iste akillilik, iste sarhosluk!

Ensemin örsünde bir demir balyoz,
Kapandim yataga son çare diye.
Bir kanli safakta, bana çil horoz,
Yepyeni bir dünya etti hediye.

Bu nasil bir dünya hikâyesi zor;
Mekâni bir satih, zamani vehim.
Bütün bir kâinat musamba dekor,
Bütün bir insanlik yalana teslim.

Nesin sen, hakikat olsan da çekil!
Yetis körlük, yetis, takma gözde cam!
Otursun yerine bende her sekil;
Vatanim, sevgilim, dostum ve hocam!
…………..  

Aylarca gezindim, yikik ve saskin,
Benligim bir kazan ve aklim kepçe,
Deliler köyünden bir menzil askin
Her fikir içimde bir çift kelepçe

Niçin küçülüyor esya uzakta?
Gözsüz görüyorum rüyada, nasil?
Zamanin raksi ne, bir yuvarlakta?
Sonum varmis, onu ögrensem asil?

Bir fikir ki, sicak yarada kezzap,
Bir fikir ki, beyin zarinda sülük.
Selâm, selâm sana hasmetli azap;
Yandikça gelisen tilsimli kütük.

Yalvardim: Gösterin bilmeceme yol!
Ey yedinci kat gök, esrarini aç!
Annemin duasi, düs de perde ol!
Bir asâ kes bana, ihtiyar agaç!

Uyku, kaatillerin bile çesmesi;
Yorgan, Allahsiza kadar siginak.
Teselli pinari, sabir memesi;
Size serbet, bana kum dolu çanak.

Bu mu, rüyalarda içtigim cinnet,
Sirrini ararken patlayan gülle?
Yesil asmalarda deprenis, sehvet;
Karinca sarayi, kupkuru kelle...

Akrep, nokta nokta ruhumu sokmus,
Mevsimden mevsime girdim böylece.
Gördüm ki, ateste, cimbizda yokmus.
Fikir çilesinden büyük iskence.
…..…………….  

Evet, her sey bende bir gizli dügüm;
Ne ölüm terleri döktüm, nelerden!
Dibi yok göklerden yeter ürktügüm,
Yetisir çektigim mesafelerden!

Ufuk bir tilkidir, kaçak ve kurnaz;
Yollar bir yumaktir, uzun, dolasik.
Her gece rüyami yazan sihirbaz,
Tutuyor önümde bir mavi isik.

Büyücü, büyücü ne bana hincin?
Bu kükürtlü duman, nedir inimde?
Camdan keskin, kildan ince kilicin,
Bir zehirli kiymik gibi, beynimde.

Lûgat, bir isim ver bana halimden;
Herkesin bildigi dilden bir isim!
Eski esvaplarim, tutun elimden;
Aynalar söyleyin bana, ben kimim?

Söyleyin, söyleyin, ben miyim yoksa,
Arzi boynuzunda tasiyan öküz?
Belâ mimarinin seçtigi arsa;
Hayattan muhacir, esyadan öksüz?

Ben ki, toz kanatli bir kelebegim,
Minicik gövdeme yüklü Kafdagi,
Bir zerrecigim ki, Ars'a gebeyim,
Dev sancilarimin budur kaynagi!

Ne yalanlarda var, ne hakikatta,
Gözümü yumdukça gördügüm nakis.
Bosuna gezmisim, yok tabiatta,
Içimdeki kadar inis ve çikis.
……………………………..

Gece bir hendege düsercesine,
Birden kucagina düstüm gerçegin.
Sanki erdim çetin bilmecesine,
Hem geçmis zamanin, hem gelecegin.

Açil susam açil! Açildi kapi;
Atlas sedirinde mâverâ dede.
Yandi sirça saray, ilâhî yapi,
Binbir âvizeyle uçsuz maddede.

Atomlarda cümbüs, donanma, senlik;
Ve çevre çevre nur, çevre çevre nur.
Içiçe mimarî, içiçe benlik;
Bildim seni ey Rab, bilinmez meshur!

Nizam köpürüyor, med vakti deniz;
Nizam köpürüyor, ta çenemde su.
Suda bir gizli yol, piriltili iz;
Suda ezel fikri, ebed duygusu.

Kaçir beni âhenk, al beni birlik;
Artik barinamam gölge varlikta.
Ver cüceye, onun olsun sairlik,
fiimdi gözüm, büyük sanatkârlikta.

Öteler öteler, gayemin mali;
Mesafe ekinim, zaman madenim.
Gökte saman yolu benim olmali;
Dipsizlik gölünde, inciler benim.

Diz çök ey zorlu nefs, önümde diz çök!
Heybem hayat dolu, deste ve yumak.
Sen, bütün dallarin birlestigi kök;
Biricik meselem, Sonsuza varmak...

(1939)


Kaldirimlar I

Necip Fazil KISAKÜREK

Sokaktayim, kimsesiz bir sokak ortasinda;
Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.
Yolumun karanliga saplanan noktasinda,
Sanki beni bekleyen bir hayâl görüyorum. 

Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanik;
Evlerin bacasini kolluyor yildirimlar.
In cin uykuda, yalniz iki yoldas uyanik;
Biri benim, biri de serseri kaldirimlar. 

Içimde damla damla bir korku birikiyor;
Saniyorum, her sokak basini kesmis devler...
Üstüme camlarini, hep simsiyah, dikiyor;
Gözüne mil çekilmis bir âmâ gibi evler. 

Kaldirimlar, çilekes yalnizlarin annesi;
Kaldirimlar, içimde yasamis bir insandir.
Kaldirimlar, duyulur, ses kesilince sesi;
Kaldirimlar, içimde kivrilan bir lisandir.

Bana düsmez can vermek, yumusak bir kucakta;
Ben bu kaldirimlarin emzirdigi çocugum!
Aman, sabah olmasin, bu karanlik sokakta;
Bu karanlik sokakta bitmesin yolculugum!
Ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim, yol gitsin;
Iki yanimdan aksin, bir sel gibi fenerler.
Tak, tak, ayak sesimi aç köpekler isitsin;
Yolumun zafer tâki, gölgeden tas kemerler. 

Ne sabahi göreyim, ne sabah görüneyim;
Gündüzler size kalsin, verin karanliklari!
Islak bir yorgan gibi, simsiki bürüneyim;
Örtün, üstüme örtün, serin karanliklari.

Uzaniverse gövdem, taslara boydan boya;
Alsa buz gibi taslar alnimdan bu atesi.
Dalip, sokaklar kadar esrarli bir uykuya,
Ölse, kaldirimlarin kara sevdali esi..


Kaldirimlar II

Necip Fazil KISAKÜREK

Basini bir gayeye satmis kahraman gibi,
Etinle, kemiginle, sokaklarin malisin!
Kurulup siltesine bir tahtaravan gibi,
Sonsuz mesafelerin üstünden asmalisin!

Fahise yataklardan kaçtigin günden beri,
Erimis ruhlariniz bir derdin potasinda.
Senin gölgeni içmis, onun gözbebekleri;
Onun tasi erimis, senin kafatasinda.

Ikinizin de ne es, ne arkadasiniz var;
Sükût gibi münzevî, çiglik gibi hürsünüz.
Dünyada tasinacak bir kuru basiniz var;
Onu da, hangi diyar olsa götürürsünüz.

Yagiz atli süvari, kostur, atini, kostur!
Sonunda kabre çikar bu yolun kivrimlari.
Ne kaldirimlar kadar seni anlayan olur,
Ne senin anladigin kadar, kaldirimlari...


Kaldirimlar III

Necip Fazil KISAKÜREK

Bir esmer kadindir ki, kaldirimlarda gece,
Vecd içinde basi dik, hayalini sürükler.
Simsiyah gözlerine, bir ân, gözüm degince,
Yolumu bekleyen genç, haydi düs pesime, der.

Ondan bir temas gibi rüzgâr beni bürür de,
Tutmak, tutmak isterim, onu gögsüme alip.
Bir türlü yetisemem, fecre kadar yürür de,
Heyhat, o bir ince ruh, bense etten bir kalip.

Arkamdan bir kahkaha duysam yaralanirim;
Onu bir baskasina râm oluyor sanirim,
Görsem pencerelerde, soyunan bir karalti.

Varsin, bugün bir aci duymasin gözyasimdan;
Bana rahat bir dösek serince yerin alti,
Bilirim, kalkmayacak, bir yâr gibi basimdan...

(1927) 


Serseri

Necip Fazil KISAKÜREK

Yeryüzünde yalniz benim serseri,
Yeryüzünde yalniz ben derbederim.
Herkesin dünyada varsa bir yeri,
Ben de bütün dünya benimdir derim.

Yillarca gezdirdim hoyrat basimi,
Aradim bir ömür, arkadasimi.
Ölsem dikecek yok mezar tasimi;
Halime ben bile hayret ederim.

Gönlüm ne dertlidir, ne de bahtiyar;
Ne kendisine yâr, ne kimseye yâr,
Bir rüya ugrunda ben diyâr diyâr,
Gölgemin pesinden yürür giderim...
(1924)


Daglarda Sarki Söyle

Necip Fazil KISAKÜREK

Al eline bir degnek,
Tirman daglara, söyle!
Sehir farksiz olsun tek,
Mukavvadan bir köyle.

Uzasan, göge ersen,
Cücesin sehirde sen;
Bir dev olmak istersen,
Daglarda sarki söyle!
(1931)


Aydinlik

Necip Fazil KISAKÜREK

Uyan yârim, uyan, söndü yildizlar,
Gün, karsi tepeden dogmak üzredir.
Her sabah günesi seyreden kizlar,
Mahmur gözlerini ogmak üzredir.

Uyan yârim, sesler geldi derinden,
Karanlik oynadi, koptu yerinden;
Ilk isik, kapinin esiklerinden,
Simdi bir gölgeyi kogmak üzredir.

Sevgilim, kapimi çaldi aydinlik,
Baygin gözlerimi aldi aydinlik,
Içimde tikandi, kaldi aydinlik,
Bu aydinlik beni bogmak üzredir.
(1923)


Veda

Necip Fazil KISAKÜREK

Elimde, sükûtun nabzini dinle,
Dinle de gönlümü aliver gitsin!
Saçlarimdan tutup kor gözlerinle,
Yasli gözlerime daliver gitsin!

Yürü, gölgen seni ugurlamakta,
Küçülüp küçülüp kaybol irakta,
Yolu tam dönerken arkana bak da,
Kösede bir lâhza kaliver gitsin!

Ümidim yillarin seline düstü,
Saçinin en titrek teline düstü,
Kuru yaprak gibi eline düstü,
Istersen rüzgâra saliver gitsin!...
(1923)


Canim Istanbul

Necip Fazil KISAKÜREK

Ruhumu eritip de kalipta dondurmuslar;
Onu Istanbul diye topraga kondurmuslar.
Içimde tüten bir sey; hava, renk, edâ, iklim;
O benim, zaman, mekân asip geçmis sevgilim.
Çiçegi altin yaldiz, suyu telli pulludur;
Ay ve günes ezelden iki Istanbulludur.
Denizle toprak, yalniz onda ermis visale;
Ve kavusmus rüyalar, onda, onda misale. 

                       Istanbul benim canim;
                       Vatanim da vatanim...
                                  Istanbul,

                                  Istanbul...

Tarihin gözleri var, surlarda delik delik;
Servi, endamli servi, ahirete perdelik...
Bulutta saha kalkmis Fatih'ten kalma kir at;
Pirlantadan kubbeler, belki bir milyar kirat...
Sahadet parmagidir göge dogru minare:
Her nakista o mâna: Ölecegiz ne çare?..
Hayattan canli ölüm, günahtan baskin rahmet;
Beyoglu tepinirken aglar Karacaahmet...  

                         O mânâyi bul da bul!
                         Ille Istanbul'da bul!
                                   Istanbul,

                                   Istanbul...


Yorumlar - Yorum Yaz


Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi6
Bugün Toplam41
Toplam Ziyaret2892529
Saat
NAMAZ VAKİTLERİ

SAYFAMIZI BEĞENİN
VİDEOLAR

halilakpinarcom videoları Dailymotion'da

GAZETEKAMU.COM
Hava Durumu
Anlık
Yarın
22° 34° 19°
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar6.22446.2493
Euro7.31827.3476
Takvim
İL İL TÜRKİYE
NAPOLYON TIKLA ÜYE OL
Fikirlerini Paylaş, Sen de Kazanmaya Başla!