• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Üyelik Girişi
MUHTEVA
Site Haritası

Alexa

Custom Search

Uyku Bozuklukları

Uyku Bozuklukları

İnsan ömrünün üçte biri uykuda geçmektedir. Eskiden beri uyku problemleri başka psikolojik problemlerin belirtisi olarak değerlendirilmiştir. Uyku kimine göre organizmanın tümüyle her türlü davranış ve tepkilerinin yavaşladığı, algı kapılarının kapandığı, organizmanın korumaya alındığı, merkezi sinir sistemi ve bedenin pasif bir dinlenmeye geçtiği bir durumdur. Öte yandan uykuda beynin aktif olarak çalıştığı, nörofizyolojik bir toparlanma ve onarım yapıldığı, uyanıkken öğrenilenleri ayıklama, depolama, beyin kabuğunda uyanıklık için etkin hazırlanma süreçlerinin olduğu da ileri sürmektedir.

Her bireyin uykusu zaman zaman bozulabilir. Psikolojik sıkıntılar, bedensel hastalıklar uykunun süresini, düzenini gelip geçici olarak bozabilir. Uyku bozuklukları genel olarak iki gruba ayrılmaktadır:

A- Dissomniya: Uykunun miktarı, niceliği ve zamanlamasında bozukluk (uykusuzluk, aşırı uyku vb.)
B- Parasomniya: Uykuda anormal bir durumun ortaya çıkması (kabuslar, uyurgezerlik gibi.

DİSSOMNİYALAR

Uykusuzluk (İnsomniya)

Uykuda dalmada, uykuyu sürdürmede güçlük ya da uyuduğu halde uykusunu alamamış, dinlenmemiş hissetme ile belirli bozukluktur. Bu durumun en az bir ay boyunca, haftada en az üç kez sürmesi gerekir. Hasta saatlerce uykuya dalamadığını, uykuya erken dalsa bile uykunun sık sık bölündüğünü ve uyanınca tekrar uyumakta güçlük çektiğini anlatır. Kimi hastalarda uyuduğu halde dinlenemediklerini, uykuyu alamadıklarını söylerler.

Kişideki uykusuzluk alınan bir madde veya ilaca bağlı değildir. Ya da uykusuzluğun nedeni herhangi bir ruhsağlığı bozukluğu ve bedensel bir hastalıkta değildir. Uykuya dalamadıkça birey uyumak için daha fazla çaba harcar ve gerginlik yaşar. Bu gerginlik gevşemeyi engellediğinden dolayı uykuya dalma iyice güçleşir.

Uykusuzluk yakınmaları kadınlar arasında ve yaşın ilerlemesiyle birlikte daha da yaygınlaşmaktadır.


Aşırı Uyku (Hipersomniya)

Bu bozukluğun temel belirtisi geceleri normal süre uyunduğu halde gündüzleri aşırı uykululuk durumudur. Gündüzleri uykululuk işyerinde, araba kullanırken, toplantılarda uykuya dalma ve uyku isteğinin sürmesidir. Aşırı uyuma kişide sosyal ve mesleki işlevsellikte bozulmalara neden olur. Bu kişilerde aşırı uyuma herhangi bir ruhsal hastalık veya herhangi bir bedensel hastalık ile açıklanamaz; kişinin kötüye kullandığı bir madde ya da tedavi amacıyla uygulanan bir ilaca da bağlı değildir.

Bu tür bozukluğu olan bireylerde de uyku dinlendirici nitelikte değildir. Hızla uykuya daldıkları halde sabahları uyanmakta zorlanırlar. Uyandıklarında ise uyku sersemliğini üzerlerinden atamazlar. Bu uykudan uyanıklığa geçiş sırasında ortaya çıkan bu duruam “uyku sarhoşluğu” adı verilir.


PARASOMNİLER

Parasomniler ya uyku sırasında ya da uyku-uyanıklık arasındaki geçiş sırasında oluşan anormal olayları kapsayan bir bozukluktur. Bilindiği gibi günlük yaşamda yürüme, konuşma, yemek yeme, idrar yapma, dışkılama gibi eylemler uyanıklık durumunda olağan eylemlerdir. Ancak uyku sırasında ya da uyku-uyanıklık arası geçiş döneminde diş gıcırdatma, konuşma, yürüme, istemli kontrol olmaksızın idrar ve dışkı yapma gibi eylemler ortaya çıktığı takdirde bu durum parasomni olarak değerlendirilir. Tüm parasomniler çoğunlukla çocukluk ve ergenlik dönemine özgüdür. Bu grupta yer alan temel bozukluklar kabus bozukluğu, uyku terörü ve uyurgezerliktir.


Kabus Bozukluğu

Her insan rüyasında kabuslar görebilir ama bu durum haftada birkaç kez oluyorsa bozukluk olarak değerlendirilir. Bu rüyalar genellikle canlıdır ve içeriği genellikle kişiye yönelik tehdit içerir. Kişi için stres oluşturan durumlar, yorgunluk ve uyku ortamındaki değişiklikler bu tür kabus yaşantılarının daha sık görülmesine yol açar. Uyanınca rüya oldukça net bir şekilde hatırlanabilir fakat kişi tekrar uyumaktan korkar. Çocukluk çağında geçicidir, yetişkinlikte ise süregenleşebilir.


Uyku Terörü

Uykunun genellikle ilk birkaç saatinde bir rüya olmaksızın bireyin birden büyük bir korku ile haykırarak uyanma nöbetidir. Her bir atak yaklaşık olarak 1-10 dakika sürer. Bireyde derin bir korku ve panik vardır. Kişi uyandığında şaşkın ve etrafında olup bitenleri ayırt edemeyecek durumda olup; yatak çarşafları, battaniye ve elbiseleri çekiştirmek gibi yineleyici davranışlarda bulunabilir. Bir kişide böyle bir bozukluk bulunduğuna kesin olarak karar verebilmek için kişinin bu durum nedeniyle sıkıntı duyması; sosyal ve mesleki yaşamında da bozulma olması gerekmektedir. Kişiler kendilerindeki bu durumu, çevresindekilerin fark etmemesi için kaçınma davranışı içine girebilirler. Diğer insanlarla toplu bir şekilde uyumak istemezler. Genellikle 4-12 yaş arasındaki çocuklarda başlar.


Uyurgezerlik

Uykunun genellikle ilk birkaç saatinde yatakta oturma, yineleyici hareketler yapma, kalkarak dolaşma, giyinme, kapıları açma, yemek yeme gibi otomatik nitelikte davranışlarla belirli bir uyku bozukluğudur. Nöbet sırasında kişinin yüzü donuktur, tek bir noktaya bakarak hareket eder, uyandırmak güç olur. Ataklar sırasında kişiler konuşabilirler veya başkalarının sorularını cevaplayabilirler. Ancak kişilerin konuşmaları genellikle anlaşılmaz ve gerçek bir diyalog kurmak pek mümkün değildir. Çocuklukta sık görülür. Yetişkinlerde nadirdir.


UYKU BOZUKLUKLARININ TEDAVİSİ

Uyku bozukluklarının tedavisinde her şeyden önce uykusuzluğa neden olan bir başka hastalığın olup olmadığını saptamak gerekir. Organik hastalıklara bağlı uykusuzluklarda (örneğin ağrının çok olduğu durumlarda) önce bu hastalığın giderilmesi, ağrının ortadan kaldırılması gerekir.

Uykusuzluk bozukluğunda öncelikle uyku hijyenine dikkat etmek gerekir. Bu bağlamda hemen ilaca sarılmamalı, geceleri geç yatılsa bile sabahları vaktinde kalkılmalıdır, akşam yemekten sonra alkol, kolalı içecekler, kahve, çay ve sigaradan kaçınmalıdır. Uyku vaktinden birkaç saat önce egzersizler yapılabilir ama uykudan hemen önce fazla yorucu hareketlerden sakınmak gerekir. Yatak odasını uykudışındaki faaliyetler için kullanılmamalıdır. Akşam ağır yemekler yememek gerekir. Uyku için yatınca ve uyuyamayınca uyumak için kendini fazla zorlamamalıdır.

İlaç sağaltımından önce gevşeme talimleri, ılık banyo ve davranış sağaltım yöntemleri denenmelidir. İlaç kullanılırken de ilacın alışkanlık yapmaması, kısa sürede etkili olması, ertesi gün sersemlik yapmaması gerekir.
Uyku Apne Sendromu
Uyku apne sendromu
Uyku apne sendromu, uyku sırasında horlama, solunumun 10 saniyeden fazla durduğu apne nöbetleri ve gündüz aşırı uyku eğilimi ile karakterize bir hastalık sendromudur.
Uyku apne sendromunda henüz açıklanamayan mekanizmalarla uyku sırasında üst solunum yollarında gelişen tıkanmaya ve santral nedenlere bağlı olarak solunum durmaları olmaktadır.
Hastalar, apne nöbeti dediğimiz durum dışında gece boyunca sıklıkla horlarlar. Uyku apnesi var diye bilmek için saatte görülen apne sayısının 5\'den büyük olması gerekir. Bu apneler sıklıkla oksijen desatürasyonu dediğimiz kandaki oksijen yüzdesinin düşmesi ile seyreder. Apne indeksinin yüksekliğine bağlı olarak hipoksi gelişir. Bu hipoksi pulmoner arter basıncının artmasına,daha sonra sistemik kan basıncının artmasına neden olarak hastalarda sistemik hipertansiyon ve uzun vadede kor pulmonale gelişmesine neden olur. Eğer genç hastada, nedeni açıklanamayan hipertansiyon ve kor pulmonale varsa akla uyku apne sendromu gelmelidir. Hastalarda apne geliştiğinde, apnenin sonlanması sırasında arousal dediğimiz beyin uyanması olur. Bu kimi zaman farkında olunmayan hareketlerle ya da tam uyanmayla sonlanır. Buna uyku bölünmesi (fragmantasyonu) diyoruz. Bu bölünmeler apnenin sıklığına bağlı olarak ne kadar sık oluyorsa, hastanın uyku kalitesi o kadar bozuluyor ve olumsuz semptomlar o kadar çok artar. Bu bireyin uykudan dinlenmemiş, yorgun kalkmasına neden olur.
Bunlara bağlı olarak hastada baş ağrısı, sinirlilik, kişilik değişikliği, huysuzluk, çabuk yorulma, genel isteksizlik hali ortaya çıkar. Gündüz aşırı uyku eğilimi hastalığın şiddeti ile doğru orantılı olarak artar.
Apnelerin sıklığı, süresi, bir başka deyişle oksijen desatürasyonun derecesi,arousal indeksinin yüksekliği hastanın klinik bulgularının kötüleşmesine, eşlik eden hastalıkların hızla gelişmesine neden olacaktır.
Uyku apne sendromunu yaşamı nasıl etkiler?

Uyku apne sendromlu hasta kronik olarak yorgun, sinirli, huysuz, isteksizdir. Gündüz aşırı uyku eğilimi vardır. İşte eski başarısını gösteremez. Dikkatini toplayamaz, önemli toplantılarda uyuklar.
Hasta, araba kullanırken direksiyon başında uyuklar, bu uyuklama ciddi trafik kazaları ile sonuçlanabilir. Makina başında çalışan işçide yine küçük uyku atakları nedeniyle iş kazaları olabilir.
Hastaların önemli yakınmalarından biride horlama olup, hastanın eşi, oda arkadaşı ve diğer aile bireyleri horlamanın oluşturduğu gürültüden rahatsız olurlar. Bu kimi zaman eşlerin boşanmalarına kadar gidebilir.
Hastalığın şiddetine bağlı olarak libido(cinsel istek) kaybı olabilir.Hastalarda enpotans (iktidarsızlık) gözlenebilir.
Gündüz aşırı uyku eğilimi nedeniyle, hasta çoğu zaman otururken, önemli bir toplantıda konuşurken, yemek yerken, oturarak çalışırken horlayarak uyumaya başlar.
Uyku apne sendromu tedavi edilmezse nelere neden olur?
Uyku apne sendromunun tedavisi yapılmazsa, hayatı tehdit eden bir hastalık olacaktır. Hasta, gelişen hipertansiyon, pulmoner hipertansiyon gibi nedenlerden dolayı kötüleşecek sağlığı hızla bozulacak,bunlara bağlı gelişecek komplikasyonlarla kaybedilecektir.

Hastalığın ağırlığına bağlı olarak gece apnelerinin uzaması sonucu solunum arresti, koroner spazmı yada ciddi kardiyak aritmilerle kaybedilecektir.
Sılıkla uykuda gözlenen ani ölümlerin nedenlerinden birinin uyku apne sendromu olduğu bilinmektedir.

Hasta tedavi edilmezse, gündüz aşırı uyku eğilimi nedeniyle gündüz uyanık kalamayacak ve işlerini yapamayacak, işini kaybecektir.
Çoçukluk çağında, çoçukların gelişmesinde gerilik, ani çoçuk ölümleriyle karşılaşılabilir. Erişkinde görülen diğer klinik durumlar tedavi edilmezse zaman içerisinde çoçuklarda da gelişebilir.

Uyku apne sendromu düşünülen kişilere öneriler

Genel önlemlerde, hasta şişmansa zayıflaması önerilir. Bunun için ev diyetleri, profesyonel diyet önerileri, ilaçla zayıflama yöntemleri, cerrahi olarak gastroplasti yöntemleri ile zayıflamaya çalışılır.

Kişi sigara içiyorsa bunu kesinlikle terk etmelidir. Sigaranın üst solunum yollarında oluşturacağı ödem uyku apne sendromunun ağırlaşmasına neden olarak ikincil hastalıkların çabuk ortaya çıkmasına kolaylaştırır.

Alkol kullanımıda yine üst solunum yollarında ödeme neden olur. Arousal eşiğini yükselterek apneden çıkmayı güçleştirir. Sinir iletisinde azalma yaparak solunum yollarının kolay kapanmasına neden olur. Her koşulda hastalığın ağırlaşmasına neden olur. Bu nedenle hastaların alkol kullanmaktan kaçınmaları önerilir.

Hastanın uyuma pozisyonunu ayarlaması, sırt üstü uyumaması önerilir. Eğer sıklıkla sırt üstü yatarak uyumayı tercih ediyorsa, bu durumda gece kıyafetinin sırtına sert cisim koyarak yan yatmayı sağlaması önerilir.
Sedatif ve hipnotik ilaçların uykudan önce alınmasın kaçınılması gerektiği, hastalığın seyrini kötüleştireceği için önerilmelidir.

Tıbbi tedavi yaklaşımlarında eşlik eden hastalıkların tedavisi öncelikle yapılmalıdır. Örneğin kronik obstriktif akciğer hastalığının tedavisi ,uyku apnenin daha hafiflemesini sağlayacaktır. Hipotiroidinin tedavi edilmesi, uyku apne semptomlarının ortadan kalkmasını sağlıyacaktır.

Uyku hastalıklarının tanısı nasıl konulur?

Uyku hastalıkları tanısı bu iş için özel donanımla donatılmış, uyku laboratuvarı dediğimiz mekanlarda konulur. Uyku laboratuvarlarında polisomnografi dediğimiz uykunun evrelerini ayırt etmeyi (EEG kanalları, göz hareketleri (EOG), çene EMG\'si), solunumsal kayıtların (Airflow,göğüs ve karın kas hareketleri, oksimetre), EKG, bacak EMG\'si kayıtlarının yapıldığı bir cihazla uyku çalışması yapılır. Hasta bu laboratuvarda normal uykusu sırasında yukarıda belirtilen kayıtlar yapılarak tetkik edilir. Sabah hasta uyandıktan sonra bu kayıtlar değerlendirilip ne tür bir hastalık olduğu konusunda karar verilir.

Bu işlem sırasında herhangi bir ilaç, sedatif, alkol gibi uyku kalitesini etkileyecek materyal kullanılmaz. Hastanın olabildiğince doğal uyuması sağlanır.
Hastanın rahatsızlığının türüne göre tedavili uyku çalışması yapılarak, hastanın tedaviden ne kadar yarar göreceği saptanır.

Uyku hastalıkları tanısında polisomnografi altın kuraldır. Tanı için bazan ambulatuvar tarama cihazları da kullanılmaktadır. Ancak hastalığın tanısı ve tedavisinde polisomnografi olmazsa olmaz kuraldır.
Polisomnografi pahalı bir tanı aleti gibi algılanmakla birlikte radyolojik tanı amacıyla kullanılan birçok cihazdan daha ucuzdur. Ayrıca sağıltılan hastaların kazanılması ve hastaların iyileşmesine bağlı sosyo-ekonomik kazanımlarla kıyaslandığında cihazın çok ucuz olduğu ortadır.


Ülkemizde uyku laboratuvarı nerelerde var?
Ülkemizde uyku laboratuvarları çok fazla olmayıp yaygınlaşma eğilimindedir.
İlk iki laboratuvardan birisi İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Nöröloji Anabilim Dalındadır. İkincisi ise Ankarada Gülhane Tıp Akademisi Psikiatri Anabilim Dalındadır.
Üçüncü laboratuvar, 1995 yılında SSK Ankara Eğitim Hastanesi Göğüs Hastalıkları ve Tüberküloz kliniğinde, tarafımdan kurulmuştur.
Sonra sırasıyla Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları ve Tüberküloz Anabilim Dalında ,Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları ve Tüberküloz Anabilim Dalında, İstanbul Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde , Dokuz Eylül Tıp Fakültesi Nöröloji ve Göğüs Hastalıkları ve Tbc Anabilimdallarında ortaklaşa, Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöröloji ve Göğüs Hastalıkaları kliniklerinde vardır.Bu arada birçok üniversitede, kurulma aşamasında olan uyku laboratuvarları vardır.
 

Normal \'uyku\' süresi ne kadar?

Günlük aktiviteleri devam ettirebilmek ve verimli olabilmek için günde en az 6-8 saat uyumak gerektiğini belirten uzmanlar, "Çok uyumak değil kaliteli uyumak önemlidir. Sık sık uykunun bölünmesi ile uyku süresi artar. Yani verimli bir dinlenme için daha uzun süre uyumak gerekir. Oysa rahat normal sıcaklık ve neme sahip bir ortamda uyanmadan uyunan bir uyku daha kısa da olsa yetebilir. Bu nedenle şartlar da göz önüne alınmalıdır" uyarısında bulundular.

Uykusunu alamayan kişinin gün boyu bunun sıkıntısı çektiğini dikkati çeken uzmanlar, bireyin unutkan, sinirlili davranabildiğini, dikkatsizlik ve iç sıkıntı sorunu yaşadığını kaydettiler. Uykunun insanoğlunun her zaman çok ilgilendiği konular içerisinde yer aldığını ve bunun nedenin herkesin günlük işlevselliğini sürdürebilmek için uyku uyuma ihtiyacı olduğunu vurgulayan uzmanlar, şu bilgileri verdi:

"Günlük aktivitelerimizi devam ettirebilmek için,verimli olabilmek için bir günde belli sürede uyumamız gerekmektedir. Ve biz, bu gerekli uykuyu alamazsak gün boyu bunun sıkıntısı çekeriz. Unutkan oluruz,sinirliliklerimiz artar, dikkatimiz dağılır, iç sıkıntısı duyarız. Ancak bazen de uykuyu fazla kaçırmaya başlarız. O zaman da, problem olur bizim için. Az uyumak gibi çok uyumakta bir problemdir. Altında yatan sebep araştırılmalıdır. En önemli sebeplerden biri depresyondur. Aşırı uyuma ile birlikte sinirlilik halleri öfke hayattan zevk almama halleri de eşlik edebilir. O zaman konuya daha hassas davranmalı kendimizi bunu sebebine yönelik araştırma yapmaya yönlendirmeliyiz.


\'Uykunun normali nedir?\' diye bir soru sorulursa o zaman şöyle cevap vermek gerekir. Uyku uyuma hususunda herkes için geçerli olan bir normal olmamakla birlikte 6-8 saat normal uyku kabul edilebilir. Gerçi uykunun süresi kalitesi ile alakalıdır. Sık sık uykunun bölünmesi ile uyku süresi artar. Yani verimli bir dinlenme için daha uzun süre uyumak gerekir. Oysa rahat normal sıcaklık ve neme sahip bir ortamda uyanmadan uyunan bir uyku daha kısa da olsa yetebilir. Bu nedenle şartlar da göz önüne alınmalıdır.


Günlük olaylarla etkilenme uyku süresini bozabilir. Mesela sınavımız kötü geçmiş olabilir, eşimizle kavga etmiş olabiliriz yada o gün çok ciddi para kaybetmişizdir. Ama bu tür uyku bozuklukları gelip geçicidir. Sebep ortadan kalktıktan sonra tamamen düzelir. Bazen de çok uzun uyunabilir. Eğer tembellik etmiyorsak ve uykumuzun aşırı olması çok uzun zamandır varsa ve biz buna rağmen dinlenmemiş kalkıyorsak o zaman ilk önce uyku hijyeni şartlarımızı gözden geçirmeliyiz. Yani yatağımız sağlıklı mı? Odamızın havası temiz mi? Oda ısısı normal mi ? Geceleri sık sık uyanıyor muyuz ? Tüm bunları gözden geçirdikten sonra hiçbir problemimiz yoksa ve fazla uyumamız hayatımızdaki bazı işleri kısıtlamaya başlamışsa artık iş çığırından çıkıyor demektir. Biz uykumuz için bir hekime başvurmalıyız ve sebebe yönelik araştırma yapmalıyız. Kaynağını bulmalı ve bunu halletmeliyiz."

Yorumlar - Yorum Yaz
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam41
Toplam Ziyaret2892529
Saat
NAMAZ VAKİTLERİ

SAYFAMIZI BEĞENİN
VİDEOLAR

halilakpinarcom videoları Dailymotion'da

GAZETEKAMU.COM
Hava Durumu
Anlık
Yarın
22° 34° 19°
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar6.22446.2493
Euro7.31827.3476
Takvim
İL İL TÜRKİYE
NAPOLYON TIKLA ÜYE OL
Fikirlerini Paylaş, Sen de Kazanmaya Başla!