• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Üyelik Girişi
MUHTEVA
Site Haritası

Alexa

Custom Search

İKİ GÜN BİR DEĞİL


Aldatan Bizden Değildir    07.01.2011

Aldatan Bizden Değildir.

Cenâb-ı Hak buyuruyor:

“Eksik ölçüp noksan yapan hilekârlara yazıklar olsun! Onlar insanlardan alırken ölçüp tarttıklarında tam, onlara vermek için ölçüp tarttıklarında ise eksik ölçer ve tartarlar. Onlar düşünmezler mi ki, tekrar diriltilecekler! Büyük bir günde. Öyle bir gün ki, insanlar o günde âlemlerin Rabbinin huzurunda divan duracaklardır.” (Mutaffifîn, 1,2,3,4,5,6)

Rasûlullah (sav) buyuruyor:

“Satış esnâsında yemin, mala revaç verirse de paranın bereketini giderir.” (Buhârî, Büyû’, 26)

Rasûlullâh (sav) buğday satan bir adama rastladı. Satıcıya:

“–Nasıl satıyorsun?” diye sordu.

Adam da kendince anlattı. O esnâda Rasûlullâh (sav)’e:

“–Elini onun (buğdayın) içine daldır!” diye vahy (işâret) edildi.

Allâh Rasûlü (sav) de elini daldırdı ve buğdayın ıslak olduğunu gördü. Bunun üzerine:

“–İnsanların görmesi için ıslak olanı üst tarafına koysaydın ya! Aldatan bizden değildir.” (Müslim, Îmân, 164) buyurdu.

Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri)

el-Alîm: Her şeyi bilen, hakkıyla bilendir. Zaman ve mekân kaydı olmaksızın, olmuş olanı, olmakta olanı ve gelecekte olacak şeyleri; küçük-büyük, gizli-âşikâr, her şeyi ve her hadiseyi bilen demektir.

Kısa Günün Kârı

Mal alıp satarken kimseyi aldatma!

Lügatçe

revaç: 1. Sürüm, geçerlik. 2. Kıymet, değer.




0 Yorum - Yorum Yaz


Allah’ın Övdüğü Aile

Cenâb-ı Hak buyuruyor:

“Gecenin bir kısmında uyanarak, sana mahsus bir nafile olmak üzere namaz kıl. (Böylece) Rabbinin, seni, övgüye değer bir makama göndereceğini umabilirsin.” (İsrâ, 79)

Rasûlullah (sav) buyuruyor:

“Geceleyin kalkıp namaz kılan, hanımını da kaldıran, kalkmazsa yüzüne su serperek uyandıran kimseye Allah rahmet etsin! Aynı şekilde geceleyin kalkıp namaz kılan, kocasını da uyandıran, uyanmazsa yüzüne su serperek uykusunu kaçıran kadına da Allah rahmet etsin!” (Ebû Dâvûd, Tatavvû 18, Vitir 13)

Peygamber Efendimiz (sav) gece namazı hususunda buyurduğu bir başka hadis-i şeriflerinde:

“Bir kimse geceleyin hanımını uyandırır da beraberce veya her biri kendi başına iki rekat namaz kılarlarsa, Allah’ı çok zikreden erkekler ve Allah’ı çok zikreden kadınlardan yazılırlar.” (Ebû Dâvûd, Tatavvû 18, Vitir 13)

Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri)

el-Bâsıt: Açan, genişleten, bollaştıran, zaman zaman kulunu imtihan etmek, ya da bir sıkıntıdan kurtarmak, rahmet etmek için hazinelerinin kapılarını açan, kulunu darlıktan çıkarıp, huzura erdiren, kulunun yaptığına, bire bir değil, fazlasıyla, artırarak, karşılık veren demektir.

Kısa Günün Kârı

Gece namazına kalktığınız zaman ailenizi uyandırın!

Lügatçe

mahsus: Husûsî olarak, özel, bilhassa.




0 Yorum - Yorum Yaz


Keder ve Hüzün Nasıl Giderilir?

Cenâb-ı Hak buyuruyor:

“Yeryüzünde vuku bulan ve sizin başınıza gelen herhangi bir musibet yoktur ki, biz onu yaratmadan önce, bir kitapta yazılmış olmasın. Şüphesiz bu, Allah'a göre kolaydır.” (Hadîd, 22)

Rasûlullah (sav) buyuruyor:

“Kadere îmân etmek, her türlü keder ve hüznü giderir.” (Suyûtî, Câmiu’s-Sağîr, I, 107)

Hz. Ömer (ra) bir yolculuktayken, gitmek üzere oldukları Şam’da salgın hastalık zuhûr ettiğini haber alınca gerekli istişâreler netîcesinde Şam’a gitmekten vazgeçmiştir. Aslında Cenâb-ı Hakk’ın ve Hazret-i Peygamberin emrine daha muvâfık olan bu ihtiyat ve tedbir karşısında sahâbeden Ebû Ubeyde bin Cerrah (ra), Hz. Ömer (ra)’a:

“–Allâh’ın kaderinden mi kaçıyorsun?” diye sormuş, Hz. Ömer (ra) ise, o âlim ve fâzıl sahâbîden böyle bir suâli beklemediği için:

“–Keşke bunu senden başkası söyleseydi ey Ebû Ubeyde! Evet, Allâh’ın kaderinden, yine Allâh’ın kaderine kaçıyoruz. Ne dersin, senin develerin olsa da bir tarafı verimli, diğer tarafı çorak bir vâdiye inseler ve sen verimli yerde otlatsan Allâh’ın kaderiyle otlatmış; çorak yerde otlatsan yine Allâh’ın kaderiyle otlatmış olmaz mıydın?” (Buhârî, Tıb, 30) (Osman Nûri Topbaş, Gönül Bahçesinden Son Nefes, Erkam Yay.)

Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri)

­el-Hâfıd: Kâfirleri, felaketlere uğratarak, düşmanlarını kendinden uzak kılarak alçaltan, en üst mertebelerden en aşağı mertebelere indiren demektir.

Lügatçe

vuku: 1. Bir hâdisenin çıkış şekli, cereyanı. 2. Olma, oluş.
musibet:
Felâket, ansızın gelen belâ, sıkıntı.
zuhûr:
Görünme, meydana çıkma, başgösterme, türeme.
muvâfık:
Uygun, yerinde.
ihtiyat:
1. İlerisini düşünerek, görerek davranma. 2. Sakınma, tedbirli, tedarikli bulunma.
fâzıl:
Faziletli, fazilet sahibi, erdemli; faik, üstün.





Bebeklerin Besin Kaynağı

Cenâb-ı Hak buyuruyor:

“Emzirmenin tamamlanmasını isteyen kimse için anneler çocuklarını iki tam yıl emzirirler…” (Bakara, 233)

Rasûlullah (sav) buyurdular:

“İyi kadın, kocasına karşı itaatli, çocuklarına karşı şefkatli olandır.” (Müslim, Radâ, 64; Nesâî, Nikâh, 15; İbn-i Mâce, Nikâh, 5)

Bugün gelişen tıp ilmi de, annenin çocuğunu emzirmesinin, hem kendi sağlığı hem de bebeğin sağlığı açısından fevkalâde önemli olduğunu ispat etmiştir.

Anne sütü, ilâhî kudret akışları ile dolu bir mükemmellik arz eder. Onda, çocuğun hayâtî ihtiyaç duyduğu vitaminler, hormonlar, koruyucu maddeler ve mikroplarla mücâdele eden enzimler; mânen de annenin karakterini çocukta teşekkül ettirecek unsurlar mevcuttur.

Anne sütünde, insanın beslenmesi açısından temel unsur olan protein, şeker, yağ, fosfor ve vitaminlerin tümü, bebeğin bünyesine uygun gelecek şekilde çok âhenkli bir nisbet ve ölçüde mevcuttur. Bunlar ilâhî olarak tanzîm edilmiştir.

Anne sütünde, bebeği ilk altı ayda tüm mikrop ve hastalıklardan koruyan bağışıklık maddeleri vardır. Bu ve diğer başka sebeplerle bebeğin özellikle ilk altı ayda sadece sütle beslenmesi, biyolojik bir zarûrettir.

Gelişen tıp ilmine göre de, emzirme süresi iki tam yıldır. Çünkü karaciğerin kan yapması dolayısıyla çok yüklü oluşu ve diğer organların gelişim hâlinde olması sebebiyle anne sütüne olan mecbûrî ihtiyaç, iki yıl devâm etmektedir. (Osman Nûri Topbaş, Rahmet Esintileri, Erkam Yay.)

Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri)

el-Muızz: Üstün kılan, izzet ve şeref veren demektir.

Kısa Günün Kârı

Cennet meyvesi bebeklerinizin beslenmesine dikkat edin!

Lügatçe

fevkalâde: Âdetin üstün de, duyulmadık, görülmedik, olağanüstü.
teşekkül: Oluşma, oluşturma.
âhenk: Uyum.




0 Yorum - Yorum Yaz

İnsanları Öldürenler!    07.01.2011

İnsanları Öldürenler!

Cenâb-ı Hak buyuruyor:

“…Kim, bir cana veya yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya karşılık olmaksızın (haksız yere) bir cana kıyarsa bütün insanları öldürmüş gibi olur. Her kim bir canı kurtarırsa bütün insanları kurtarmış gibi olur…” (Mâide, 32)

Rasûlullah (sav) buyurdular:

“Zulmen öldürülen her insanın kanının (günâhından) Âdem’in ilk oğluna da mutlakâ bir pay ayrılır. Çünkü o insan öldürme çığırını ilk başlatan kişidir.” (Buhârî, Enbiyâ, 1; Müslim, Kasâme, 27)

Sa’d bin Ebî Vakkas (ra):

“–Yâ Rasûlallâh! Adam evime girip, öldürmek için elini bana uzatsa ne yapmamı tavsiye buyurursunuz?” deyince, Hazret-i Peygamber (sav):

“–Âdem’in oğlu (Hâbil) gibi ol!” buyurmuştur. (Tirmizî, Fiten, 29/2194)

Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri)

el-Adl: Çok adil olan, asla zulmetmeyen, kullarına da âdil olmayı, adaletle davranmayı emreden demektir.

Kısa Günün Kârı

Öfke insanın ruh sağlığını bozar. Öfkeli olduğun zaman sabırlı ol, Allah’ı daha çok an.

Lügatçe

çığır: Yol.




0 Yorum - Yorum Yaz


Rabbimizden Kalplerimize Şifâ

Cenâb-ı Hak buyuruyor:

“Ey insanlar! Rabbinizden size bir öğüt ve kalplerde olana bir şifâ, inananlara doğruyu gösteren bir rehber ve rahmet gelmiştir.” (Yûnus, 57)

Rasûlullah (sav) buyurdular:

“Kur’an apaçık bir nûr, âşikâr bir zikir ve dosdoğru yoldur.” (Dârîmi, Fazâilü’l-Kur’an, 1; Müslim, Îman, 316; Fazâilü’l-sahâbe, 1)

Kur’an ne ölü kitaptır. Ne de ölüler kitabı. O dipdiri, mesajları ile bir hayat kitabıdır. Nitekim Mehmed Akif:

Kâh açar bakarız Nazm-ı celîlin yaprağına
Kâh üfler geçeriz bir ölünün toprağına
İnmemiştir hele Kur’an şunu hakkıyla bilin
Ne mezarlıkta okunmak ne de fal bakmak için

ifâdeleriyle bu gerçeği anlatır.

Kur’an deryâdır; herkes ondan elindeki kap kadar istifâde eder. Kur’an güneştir; her toprak ondan kabiliyeti ölçüsünde yararlanır. (Hasan Kâmil Yılmaz, Ruhani Hayat, Erkam Yay. )

Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri)

el-Mukît: Mahlûkatın azığını temin eden, yaşamak için gıdaları yaratan, bedenlerin ve ruhların açlığını doyuran, onların gıdasını veren ve her şeyi koruyan demektir.

Kısa Günün Kârı

Ramazan-ı şerif boyunca Kur’an-ı Kerim oku onunla yaşa!

Lügatçe

âşikâr: Belli, açık, meydanda.
nazm-ı celil:
1. Kur'an-ı Kerim'in bir vasfı. 2. Pek büyük kıymetli nazm edilmiş güzel söz. 3. Celil olan Cenab-ı Hakk'ın nazmı.




0 Yorum - Yorum Yaz


Oruç Tutmaya Gücü Yetmeyenler

Cenâb-ı Hak buyuruyor:

“Sayılı günlerde olmak üzere (oruç size farz kılındı). Sizden her kim hasta yahut yolcu olursa (tutamadığı günler kadar) diğer günlerde kaza eder. (İhtiyarlık veya şifa umudu kalmamış hastalık gibi devamlı mazereti olup da) oruç tutmaya güçleri yetmeyenlere bir fakir doyumu kadar fidye gerekir. Bununla beraber kim gönüllü olarak hayır yaparsa, bu kendisi için daha iyidir…” (Bakara, 184)

Rasûlullah (sav) buyurdular:

“Bir kimse, oruç borcuyla ölürse, yakını onun yerine orucunu tutar.” (Buhârî, Savm 42; Müslim, Sıyâm 153. Ebû Dâvûd, Savm 40, Eymân 21)

İslâm âlimlerinin büyük bir kısmı, ramazan orucunu tutamadan ölen kimse namına her gün bir fakire sadaka vermeyi tavsiye eden hadisleri dikkate alarak, ölen kimsenin yerine oruç tutmaktansa fidye vermeyi uygun görmüşler ve hadisimizdeki “Onun yerine yakını oruç tutar” ifadesini, ölenin yakını, fakirleri doyurarak onun oruç borcunu ödemiş olur, şeklinde yorumlamışlardır. Buna göre, tutulamayan her oruç için, ramazanda verilen fitre kadar bir miktar para fakirlere dağıtılacaktır. (Riyâzü’s Sâlihîn, 7. Cilt, Sayfa: 543, Erkam Yay.)

Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri)

el-Celil: Azamet sahibi, celâlet ve ululuk sahibi demektir.

Kısa Günün Kârı

Çocuklarınızın oruç tutmasını teşvik edin! Oruç tutmaya gücü olmayanlara yardımcı olun!

Lügatçe

fidye: İbadette meydana gelen bir noksanlığa karşılık olarak verilen mal ve bedele denir.
fitre:
Ramazan ayı içinde verilen, miktarı belirli sadaka, fıtır sadakası.
celâlet:
Büyülük, ululuk.




0 Yorum - Yorum Yaz

Terâvîh Namazı    07.01.2011

Terâvîh Namazı

Cenâb-ı Hak buyuruyor:

“…Allah sizin için kolaylık ister, zorluk istemez. Bütün bunlar, sayıyı tamamlamanız ve size doğru yolu göstermesine karşılık, Allah'ı tazim etmeniz, şükretmeniz içindir.” (Bakara, 185)

Rasûlullah (sav) buyurdular:

“Allâh Teâlâ Ramazan’da orucu farz kıldı, ben de (terâvîh) namazını sünnet kıldım.” (İbn-i Mâce, Salât, 173)

Hz. Âişe (ranha) vâlidemiz şöyle buyurur:

“Allâh Rasûlü (sav), Ramazan ayında bir gece mescidde nâfile namaz kılmıştı. Birçok kimse de ona uyarak namaz kıldı. Sabah olunca ashâb:

–Rasûlullâh geceleyin mescidde namaz kıldı. diye konuştular.

Nebiyy-i Ekrem (sav) ertesi gece de namaz kıldı. Halk, yine bunu konuştu; katılanların sayısı da iyice arttı. Üçüncü veya dördüncü gece insanlar yine toplandı. Öyle ki, mescid onları alamayacak hâle geldi. Ancak Allâh Rasûlü, sonraki gece onların yanına çıkmadı. Sabah olunca Efendimiz:

“–Yaptığınızı gördüm. Yanınıza çıkmaktan beni alıkoyan şey, bu namazın sizlere farz oluvermesinden korkmamdır.” buyurdu.” (Buhârî, Terâvîh, 1; Müslim, Müsâfirîn, 177) (Osman Nûri Topbaş, Hz. Muhammed Mustafa (sav)-2, Erkam Yay.)

Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri)

el-Kerîm: Keremi, yardımı ve ikramı sonsuz olan, hiçbir karşılık beklemeden veren, ihsan eden, cömertlikte, eli açıklıkta tek olan, her türlü iyiliğin, faziletin sahibi olan demektir.

Kısa Günün Kârı

Ramazan-ı Şerifi süsleyen Teravih namazlarını ihmal etmeyelim. İbadetlerle hayatımızı taçlandıralım.

Lügatçe

tazim: 1. Büyükleme, ululama, büyük sayma. 2. Saygı gösterme.




0 Yorum - Yorum Yaz

İtaat Eden Nesil    07.01.2011

İtaat Eden Nesil

Cenâb-ı Hak buyuruyor:

Ey Rabbimiz! Bizi sana boyun eğenlerden kıl, neslimizden de sana itaat eden bir ümmet çıkar, bize ibadet usullerimizi göster, tevbemizi kabul et; zira, tevbeleri çokça kabul eden, çok merhametli olan ancak sensin.(Bakara, 128)

Rasûlullah (sav) buyurdular:

“Yedi şey vardır ki, kul vefâtından sonra kabrindeyken de bunların ecri kendisine ulaşır: Öğrettiği ilim, akıttığı su, açtığı su kuyusu, diktiği meyve ağacı, inşâ ettiği mescit, okunmak üzere miras bıraktığı Mushaf-ı Şerif, vefatından sonra kendisine istiğfar edecek hayırlı evlâd.” (Beyhakî, Şuab, III, 248; Heysemî, I, 167)

Osman Gâzî, Orhan Gâzî’ye, Osmanlı Devleti’nin temel harcı mâhiyetindeki şu vasıyet ile son îkâzlarını yaptı:

“Oğul! Biricik vasiyetim şudur ki, Allâh buyruğundan başka bir iş işleme! Bilmediğini ehlinden sorup öğren! İyice öğrenmediğin bir şeyi yapmaya kalkışma! Askerlerine in’âm ve ihsânını eksik eyleme! Bil ki insan, ihsânın kuludur.

Oğul! Dîn işlerini her şeyden öne al! Çünkü bir farzın yerine getirilmesini sağlamak, dîn ve devletin güçlenmesine sebep olur! Bunun için ulemâya hürmette ve onların hakkına riâyette kusûr etme ki, şerîat işleri düzgün yürüsün!

Nerede bir ilim ehli duyarsan, ona rağbet et; ikbâl ve yumuşaklık göster! Ancak dînî gayreti olmayanları, sefih hayat yaşayanları ve tecrübe edilmeyen kimseleri, sakın devlet işine yaklaştırma! Zîrâ yaratanından korkmayan, yaratılanlara merhamet etmez! (Osman Nûri Topbaş, Abide Şahsiyetleri ve Müesseseleriyle Osmanlı, Erkam Yay.)

Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri)

er-Râfi’: Yükselten, dilediğine şeref bahşeden, yücelten, dereceler bahşederek istediği kulunu, diğer kullarından üstün kılan demektir.

Kısa Günün Kârı

Osman Gâzi’nin ruhuna bir Fatiha oku!

Lügatçe

ecr: 1. Bir iş, hizmet karşılığında verilen şey. 2. Ahirete ait mükâfat, sevap.
istiğfar:
1. Allah’tan, günahın bağışlanmasını isteme. 2. “Estağfirullah” deme. 3. Tövbe etme.
mâhiyet: Bir şeyin aslı, esâsı, içyüzü.
in’âm: Nîmet verme, iyilik etme. 
ulemâ:
Alimler, ilim sahipleri.
ikbâl: Birine doğru dönme.
sefih: 1. Zevk ve eğlenceye düşkün, parasını pulunu israf eden akılsız. 2.İradesine hâkim olamayan [kimse].




0 Yorum - Yorum Yaz


Melekler Sofranızın Duacısı Olsun!

Cenâb-ı Hak buyuruyor:

“İbrahim'in ağırlanan misafirlerinin haberi sana geldi mi? (Bunlar meleklerdi.) Onlar İbrahim'in yanına girmişler, selam vermişlerdi. İbrahim de selamı almış, içinden, "Bunlar, yabancılar" demişti. Hemen ailesinin yanına giderek semiz bir dana (kebabını) getirmiş, Onların önüne koyup "Yemez misiniz?" demişti.” (Zâriyât, 24,25,26,27)

Rasûlullah (sav) buyurdular:

"Kim bir oruçluyu iftar ettirirse, oruçlu kadar sevap kazanır. Oruçlunun  sevabından da hiçbir şey eksilmez." (Tirmizî, Savm 82. Nesâî, Cihâd 44; İbni Mâce, Sıyâm 45)

Enes (ra)'den nakledildiğine göre Nebî (sav), bir gün Sa'd İbni Ubâde'nin yanına geldi. Sa'd derhal bir parça ekmek ve zeytin çıkarıp Rasûlullah'a ikram etti. Nebî (sav) bunları yedikten sonra ona şöyle dua etti:

"Evinizde hep oruçlular iftar etsin, yemeğinizi  iyiler yesin, melekler de duacınız olsun." (Ebû Dâvûd, Et'ime 54. İbni Mâce, Sıyâm 45)

Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri)

el-Mucîb: Kendine yalvaranların isteklerini veren, kullarının dilek ve dualarına karşılık veren, icabet eden demektir.

Kısa Günün Kârı

İftar sofranıza misafirler davet edin!

Lügatçe

icabet: 1. Kabul etme. 2. Muvafakat etme, razı olma.




0 Yorum - Yorum Yaz


Oruçluların Gireceği Cennet Kapısı

Cenâb-ı Hak buyuruyor:

İman edip iyi davranışlarda bulunanlara, içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele!” (Bakara, 25)

Rasûlullah (sav) buyurdular:

"Cennette reyyân denilen bir kapı vardır ki, kıyamet günü oradan ancak oruçlular girecek, onlardan başka kimse giremeyecektir. Oruçlular nerede? diye çağrılır. Onlar da kalkıp girerler ve o kapıdan onlardan başkası asla giremez. Oruçlular girince o kapı kapanır ve bir daha oradan kimse  girmez." (Buhârî, Savm 4; Müslim, Sıyâm 166. Nesâî, Sıyâm 43;)

Rasûlullah (sav) bir başka hadis-i şeriflerinde şöyle buyurdular:

"Allah yolunda çift sadaka veren kimse, cennetin muhtelif kapılarından, ‘Ey Allah'ın (sevgili) kulu! Burada hayır ve bereket vardır’, diye çağırılır. Sürekli namaz kılanlar namaz kapısından, mücahidler cihad kapısından, oruçlular reyyân kapısından, sadaka vermeyi sevenler de sadaka kapısından (cennete girmeye) davet edilirler."

Ebû Bekir (ra):

“-Anam babam sana kurban olsun ey Allah'ın Rasulü! Gerçi bu kapıların birinden çağrılan kimsenin diğer kapılardan çağırılmaya ihtiyacı yoktur ama, bu kapıların hepsinden birden çağrılacak kimseler de var mıdır?” dedi.

Rasûlullah (sav):

“-Evet, vardır. Senin de o bahtiyârlardan olacağını ümit ederim" buyurdu. (Buhârî, Savm 4, Cihâd 37, Bed'u'l-halk 9, Fezâilü ashâbi'n-Nebî 5; Müslim, Zekât 85, 86. Tirmizî, Menâkıb 16; Nesâî, Zekât 1, Cihâd 20, Sıyâm 43)

Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri)

el-Vâsi’: Rahmeti geniş ve sonsuz olan, rızık imkânlarını genişleten, ilmi, ihsanı, mağfireti ve rahmeti ile her şeyi kuşatan, imkânları sonsuz olan, zenginliğini ve kudretini her yerde hissettiren demektir.

Kısa Günün Kârı
Oruç tutmayanlara, oruç tutmanın faziletini ve sevabını anlat!

Lügatçe

reyyân: Suya kanmış, suya doymuş.
muhtelif: Türlü, çeşitli; çeşit çeşit.
bahtiyâr: Mes’ut, mutlu, kutlu.




0 Yorum - Yorum Yaz

Unutarak Yemek-İçmek    07.01.2011

Unutarak Yemek-İçmek

Cenâb-ı Hak buyuruyor:

Allah bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar. Onun kazandığı iyilik kendi yararına, kötülük de kendi zararınadır. (Şöyle diyerek dua ediniz): “Ey Rabbimiz! Unutur, ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma! Ey Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme! Bizi affet, bizi bağışla, bize acı! Sen bizim Mevlâmızsın...”” (Bakara, 286)

Rasûlullah (sav) buyurdular:

"Sizden biriniz unutarak bir şey yer veya içerse, orucunu tamamlasın. Çünkü onu Allah yedirmiş ve içirmiştir." (Buhârî, Savm 26, Eymân 15; Tirmizî, Savm 26; İbni Mâce, Sıyâm 15)

Oruçlunun unutarak bir şey yiyip içmesi, bir gün içinde tekerrür  edebilir. Yani birkaç defa aynı şeyi yapabilir. Yine netice değişmez.  Hatta bu konuda hoş bir olay nakledilir.

Bir adam Hz. Ebû Hüreyre'ye gelir ve:

“-Oruç tutmak niyetiyle sabahleyin kalktım. Fakat oruçlu olduğumu unuturak yedim içtim. Ne dersiniz, orucum bozuldu mu?” der. Ebû Hüreyre:

“-Hayır, hiç bir zararı yoktur,” der. Adam:

“-Sonra birisinin yanına gitmiştim, getirilen yemeği unutarak yedim,” der. Ebû Hüreyre yine:

“-Olsun, orucun bozulmaz,” der. Adam tekrar:

“-Daha sonra bir başka arkadaşın yanına gitmiştim. Orada da  unutarak bir şeyler yedim, içtim,” der. Bu defa Ebû Hüreyre:

“-Anlaşılan sen oruç tutma alışkanlığı olmayan birisin,” der.

Tabiatıyla  unutarak yemek - içmek orucu bozmaz ama, oruçlu olanın farklı bir uyanıklığı, bir irâde disiplini kazanmış olması da aranır. Bu yüzden oruçlu iken özellikle ilk günlerde biraz daha dikkatli olmak gerekir. (Riyâzü’s Sâlihîn, 5. Cilt, Sayfa: 517, Erkam Yay.)

Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri)

el-Vedûd: Dilediği kulunu çok seven, aşkı ile yanan kullarını seven, salih kullarını sevip onları rahmet ve rızasına ulaştıran ve sevilmeye en çok lâyık olan demektir.

Kısa Günün Kârı

Unutarak bir şey yiyip içmeye dikkat et!

Lügatçe

tekerrür: Tekrarlanma.




0 Yorum - Yorum Yaz

Kadın Kalbi    07.01.2011

Kadın Kalbi

Cenâb-ı Hak buyuruyor:

“…Kadınlarla iyi geçinin, onlara güzel muâmele edin!..” (Nisâ, 19)

Rasûlullah (sav) buyurdular:

“Dünyâ geçici bir faydadan ibârettir. Onun fayda sağlayan en hayırlı varlığı; dindar, sâliha bir kadındır.” (Müslim, Radâ, 64; Nesâî, Nikâh, 15; İbn-i Mâce, Nikâh, 5)

Hazret-i Peygamber (sav)’in kadınlara olan nezâketine dâir şu misâl ne güzeldir:

Bir seyahatte Enceşe adlı bir köle, şarkı söyleyerek develeri hızlandırıyordu. Hazret-i Peygamber (sav) de, hızlanan develer üstündeki hanımların zayıf vücutlarının incinebileceği ihtimâlini, zarif teşbîh ile ifâde ederek:

“–Yâ Enceşe! Dikkat et, camlar kırılmasın!” buyurdular. (Buhârî, Edeb, 95; Ahmed, III, 117)

Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri)

ez-Zâhir: Varlığını, birliğini belgelendiren, birçok delili bulunan, aşikar olan, eserleri ile tanınan, bilinen, sıfatlarıyla zâhir olan demektir.

Kısa Günün Kârı

Kadınlara karşı hayırlı muamelede bulunun!

Lügatçe                                                                                                        

teşbîh: Benzetme.
zâhir: Görünen, âşikâr olan. Açık, belli, meydanda olan.




0 Yorum - Yorum Yaz
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi6
Bugün Toplam202
Toplam Ziyaret3035541
Saat
NAMAZ VAKİTLERİ

SAYFAMIZI BEĞENİN
VİDEOLAR

halilakpinarcom videoları Dailymotion'da

GAZETEKAMU.COM
Hava Durumu
Anlık
Yarın
35° 39° 24°
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.75905.7821
Euro6.54306.5692
Takvim
İL İL TÜRKİYE
NAPOLYON TIKLA ÜYE OL
Fikirlerini Paylaş, Sen de Kazanmaya Başla!